Cuma günü yayınlanan, “10 yıl boyunca göç yaşanmadı” başlıklı analizime tek itiraz Üstat Abdullah Doğan’dan geldi. Doğan, “10 yılda da göç var. Türkiye'deki nüfus artışı yüzde 1'in üzerinde iken nüfusun aynı kalması yüzde 1 üzerinde göçü ifade eder” dedi.

Karşı duruşlardan/çıkışlardan hoşlanırım, düşün dünyamı geliştiren/zenginleştiren bir aparat olarak değerlendiririm. Söyleyecek sözü bulunan her zekâdan itiraz yükselmesini içtenlikle beklerim.

Evet.. Üstadın savı yanılsanamaz ama ben başka noktadan, başka hassasiyetler üzerinden hareket geçerek çıkarımda bulundum.

2000-2015 ile 2016 -2025 yılları arasını mukayese ettiğimde, ilk 15 yıllık dilimde 130 bini aşan terk ediş, ikinci 10 yıllık dönemde 8 bin civarında kalan hareketlilik gördüm. İlk dilimde sürekli ve dehşetengiz bir küçülme, ikinci dilimde bir aşağı bir yukarı seyir izleyen oynak bir grafikle karşılaştım.

Yüzde 31,7’in yanında, yüzde 1,92’in esamisi okunmaz. Üstelik, 8 binlik kayıp önce 14 ilçeye, sonra 10 yıla dağıtıldığında, her yerleşim birimi için yıl başına 60’a bile erişmeyen bir rakam ortaya çıkar ki bu, çok büyük bir kopuşun işareti sayılamayacağı gibi, “göç” kategorisinde ele alınamaz.

“Göç olgusu kavramsal olarak çokluk ifade eder. Toplulukları, kitleleri ve gruplar hâlinde yer değiştirmeleri merkeze alır” çünkü.

Küçük de olsa, elbette geriye düşüş bir eksilmedir ve üzerinde ihtimam göstermeye değerdir -şu an yapılan da budur- ancak başlı başına paniğe kapılacak bir durum içermekten de uzaktır.

“Göç yaşanmadı” vurgusunu, “ama” bağlacı ile gevşetmiş ve “Yozgat yerinde sayıyor” ile tamamlayarak tablonun vahametini ortaya koymuşum zaten. “Yozgat yerinde sayıyor” vurgusu, “Yozgat küçülüyor” saptamasını da içine almakta bittabi.

Konuya çok da farklı yaklaşmıyoruz aslında.

***

Cuma günü kaldığım yerden devam etmek zamanı şimdi.

Türkiye istatistik Kurumu (TÜİK)’in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS)’ne göre 2015/2025 döneminde nüfusu azalan iller arasında yer alıyor Yozgat. Batman, Şırnak gibi iller büyürken, bizimkisi küçülüyor.

Dikkat buyurun! 2015-2025 arası 10 yıl boyunca, Yalova yüzde 33, Tekirdağ, yüzde 28, Kocaeli ve Antalya yüzde 21, Muğla ve Kilis yüzde 20, Şanlıurfa yüzde 19, Sakarya ve Şırnak yüzde 17, Batman yüzde 16 büyümüş, Yozgat yüzde 1,49 (*) küçülmüş.

2015-2025 arası 10 yıl boyunca, Yalova nüfusu 80 bin, Tekirdağ nüfusu 270 bin, Kocaeli nüfusu 380 bin, Antalya nüfusu 490 bin, Muğla nüfusu 190 bin, Kilis nüfusu 27 bin, Şanlıurfa nüfusu, 373 bin, Sakarya nüfusu 170 bin, Şırnak nüfusu 83 bin ve Batman nüfusu 102 bin artarken, Yozgat nüfusu 6 bin azalmış.

Can sıkıcı bir tablo.

Bir avuntu olsun bize... Küçülme Ağrı, Ardahan, Gümüşhane ve Kars’ta rastlanıldığı kadar değil. Bu illerdeki küçülme 8-10 bandında seyir izliyor. Muş, Erzurum, Malatya ve Zonguldak’taki nüfus küçülmesi, Yozgat’a nazaran 2 ila 4 puan daha yüksek.

Tabloyu şöyle de açıklamak mümkün: Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi hızla büyürken, Doğu Anadolu Bölgesi illeri küçülüyor. Maatteessüf küçülen kategorisinde İç Anadolu Bölgesini sadece Yozgat temsil (!) ediyor.

Büyüme oranının oldukça yüksek seyrettiği illerin genel karakteristik durumu, sanayi ve turizm potansiyeli, ulaşım avantajı, göç alma kapasitesi, istihdam imkânları güçlü büyükşehirler olduğu anlaşılıyor.

Tekirdağ ve Kocaeli’nin İstanbul’un taşmasından yararlandığı, Antalya ve Muğla’nın turizm yatırımları ve emekli göçüyle büyüdüğü dikkatten kaçmıyor.

Şırnak’ın büyüme trendi yakalamasında yüksek doğurganlık oranı da belirgin bir rol oynuyor.

Yozgat gibi küçülen iller ise ekonomik yapının bozulması, iş imkânlarının sınırlı kalması, tarımsal ve hayvansal üretimin gerilemesi gibi sebeplerle mevzi kaybediyor. Ayrıca üniversite eğitimi için giden gençlerin dönüşünün sağlanamaması da önemli bir etken.

Yozgat’taki küçülmenin yüzde 1,49’da kalması, memur ve emekli sayısının yüksekliği, aile bağlarının güçlü olması, hızlı tren ve havaalanı (gölge etki) gibi yeni ulaşım yatırımlarına bağlanıyor ve nüfusun sert düşüşü önünde bariyer oluşturduğu varsayılıyor.

Değerlendirmeler, Yozgat nüfusunun dramatik bir şekilde erimediği, ancak büyüme hızını kaybetmiş gözüktüğü istikamette yoğunlaşıyor.

***

Öncelikle belirtmem gerekir ki Yozgat’ı büyütmek, nüfusun geri dönüşünü sağlamak öyle kolaylıkla, tekdüze ve bireysel girişimlerle üstesinden gelinecek bir olgu olamaz. Bir ilin kıymeti, nüfus yoğunluğu, ekonomik çizelgedeki yeri, turizm potansiyeli, stratejik önemi ve politik etkisi ile değerlendiriliyor. Devlet mekanizması -genellikle- bu özellikleri önceleyerek harekete geçiyor.

Örneklendirmek gerekirse… İstanbul; ekonomik ve kültürel liderliğiyle, Ankara; bürokrasinin ev sahibi kimliğiyle, İzmir; ticari ve irfan zenginliğiyle, Diyarbakır; kimlik siyasetiyle, Antalya; turizmin başkenti özelliğiyle, Kayseri; üretim ve sermaye birikimiyle mekanizmayı kendine çevirmekte, biraz da yerel yönetim unsurları marifetiyle Devleti pozitif ayrıcalık yapmaya zorunlu kılıyor.

Yozgat bu kriterlerin hemen hiçbirine sahip değil maalesef.

Bir anlamda şanssız bir il.

İstanbul gibi imparatorluğun, Ankara gibi cumhuriyetin merkezi vasfı taşımıyor ki üzerine titrenilsin.

Bir kuruluş/kurtuluş hikâyesi bile yok garibimin.

Deniz, göl, dağ hakeza.

Terörle mücadele için ödediği ağır bedel dahi beklentiye karşılık gelmedi.

Yarın kaldığım yerden devam edeceğim.

***

(*) Cuma günkü analizimde Yozgat’taki küçülmeyi yüzde 1,92 olarak açıklamıştım. Fark, öncekinin 2016-2025, bugünkünün 2015-2025 yıllarını kapsamasından kaynaklanmaktadır.