Bugün 11 Kasım. Milli Ağaçlandırma Günü. Türkiye’nin dört bir yanında kürek sesleri yankılanırken, İç Anadolu’nun tam kalbinde, Yozgat’ta da toprak yine umutla nefes alıyor.

Yozgat belki sanayi devleriyle anılan bir şehir değil; ama bu toprakların başka bir gücü var: üretmek, yeşertmek ve direnmek. Çünkü bu şehirde toprağa düşen her tohum, sadece bir bitki değil; bir geleceğin, bir emeğin ve bir inancın temsilidir.

Bu yıl Yozgat Orman Bölge Müdürlüğü, 110 binden fazla fidanı toprakla buluşturdu. Ağaçlandırma sahaları sadece yeşil alan yaratmakla kalmıyor; erozyonla mücadele ediyor, iklim değişikliğinin yükünü hafifletiyor, doğayı insanın kalbine yeniden bağlıyor.

Ama mesele sadece fidan dikmek değil…

Asıl mesele, o fidanın yanında durmak. Susuz kaldığında suyunu vermek, zarar görünce korumak, büyürken sabır göstermek. Tıpkı insan ilişkilerinde olduğu gibi: toprak da ilgiyi, sevgiyi ve sürekliliği ister.

Yozgat’ın verimli ovalarında, tarımın yükü her geçen yıl ağırlaşıyor. Mazot, gübre, emek derken üreticinin nefesi daralıyor. Belki de bu yüzden ağaç dikmek, çiftçinin yorgun kalbine bir umut oluyor. Çünkü toprakla uğraşan insan bilir: Her şey biter, ama toprak yeniden başlatır.

Bir fidanın gölgesi bugün küçük gelebilir, ama yarın bir kuşun yuvası, bir çocuğun nefesi, bir şehrin umudu olur.

Ve işte o gün, Yozgat’ın yeşilini sadece doğa değil, vicdan da büyütmüş olur.

Bugün bir fidan dikelim.

Yarın o fidana bakıp “İyi ki toprağa güvenmişiz.” diyeceğiz.