AD Scientific Index 2026 Raporu’nu yorumlayabilmek zahmetli bir iş olduğundan, bu işi her zamanki gibi yine Yozgat Bozok Üniversitesi (YOBÜ) üstlendi ve veriler “muştulu haber” vurgusuyla çözümlenmiş olarak -bayram öncesi- Yozgat basınına servis edildi. Arkadaşlar da hazır haberi herhangi bir incelemeye tabi tutmaksızın okuruna olduğu gibi aktardı.

Servis haberdeki “manipülasyon” gözden kaçtı tabiatıyla.

Bilen bilir, “seçici raporlama” terimi istatistik metodolojisinde önemli bir kavramdır. Eldeki bulguların tamamının aktarılması yerine, anlamlı verilerin öne çıkarılması olayıdır. Görünen o ki ilgili personel YOBÜ endeksli hipotezi desteklemek için beklentilere uyan sonuçları aktardı; olumsuzluk uyandıracak öğeleri görmezden gelerek bir veri manipülasyonuna imza attı.

Yani, YOBÜ’nün, Dünya, Avrupa ve Türkiye sıralaması bilinçli olarak atlandı. Şimdiye kadar sorgulama yapılmadığı için böyle bir soru ile muhatap olunacağı hesaba katılmadı. Belki de “nasılsa kimse fark etmez” şeklinde üstüncü bir yaklaşımla hareket edildi.

Dünya, Avrupa ve Türkiye sıralamasına yönelik veriler paylaşılmış olsaydı, “muazzam” hissi uyandırılarak sunulan başarı hikâyesi sıradanlaşacaktı.

Bayram öncesi servis edilen haberi bir kez daha hatırlayalım lütfen:

YOBÜ dünya sıralamasında 747 basamak yükselirken, tıp ve sağlık bilimleri alanında 1259 basamak, mimarlık ve tasarım alanında 222 basamak birden çıkış yaptı. YOBÜ bu başarısıyla Türkiye’de en yüksek ivme kaydeden 9’uncu üniversite olarak kayda girdi. Özellikle tıp ve sağlık bilimleri alanında öne çıkan YOBÜ, Türkiye’de en çok atılım sergileyen 3’üncü üniversite ve en çok gelişim gösteren 6’ncı üniversite statüsü elde etti.

Görüldüğü üzere, rakamlar o kadar çarpıcı ki, YOBÜ’nün dünyada ilk 500, Avrupa’da ilk 100 ve Türkiye’de ilk 10 üniversite arasına girdiği düşüncesi geliyor akla ister istemez.

Öyle ya.. 747 basamak yükselmek, 1259 basamak çıkış yapmak, 222 basamak birden atlamak, ülkenin en yüksek ivme kaydeden 9’uncu, en çok atılım sergileyen 3’üncü, en çok gelişim gösteren 6’ncı üniversitesi olmak, başka bir çağrışıma fırsat tanımaz herhalde…

Yanılıyor muyum?

Şu hâlde kritik soru şu:

- Peki, söz konusu muazzam veriler, YOBÜ’yü Dünya, Avrupa ve Türkiye sıralamasında hangi basamağa taşıdı?

***

Hemen açıklayayım…

H-İndekse göre, YOBÜ dünyada 3569’uncu, Avrupa’da 1086’ncı ve Türkiye’de 121’inci sırada yer alıyor. YOBÜ bir önceki yıl dünyada 4312’nci, Avrupa’da 1247’nci, Türkiye’de 140’ıncı sırada bulunuyordu. Buna göre dünya sıralamasında 743 (747 değil), Avrupa’da 161 ve Türkiye sıralamasında 19 basamak birden yükselmiş oldu.

YOBÜ, İ-10 indekse göre dünyada 19 bin 333 üniversite arasında 3399’uncu, alıntı sıralamasında ise 4386’ncı basamakta gözüküyor. Bir önceki yıl dünya sıralamasında 4508’inci, alıntı sıralamasında ise 4665’inci basamakta yer alıyordu.

Anlaşılacağı üzere, YOBÜ dünya sıralamasında 743 basamak atladı ama 3569’uncu sıraya ancak yerleşebildi. Avrupa sıralamasında 161 basamak yükseldi ama 1086’ncı sırada ancak görüntü verdi, Türkiye’de 19 basamak öne çıktı; tıp ve sağlık bilimleri alanında 3’üncü, en çok gelişim gösteren 6’ncı, en yüksek ivme kaydeden 9’uncu üniversite oldu ama 121’inci sırada ancak yer edinebildi.

Üstelik genel tabloda biraz daha gerilerde gözüküyor. Bu kategoride, dünyada 5328’inci, Avrupa’da 1924’üncü ve Türkiye’de 122’nci basamakta bulunuyor.

Sivas Cumhuriyet’ten (42), Niğde Ömer Halisdemir’den (72), Kastamonu’dan (83), Nevşehir Hacıbektaş’tan (86), Çankırı Karatekin’den (87), Aksaray’dan (92), Tokat’tan (107), Kırıkkale’den (108), Çorum Hitit’ten (111), Amasya’dan (114), Kırşehir Ahi Evran’dan (120) daha geride bir üniversite.

Yani, Dünya ve Avrupa’da hâlâ alt segmentte yer alan bir üniversite YOBÜ. Türkiye’de ise orta alt klasmandaki pozisyonu değişmiş değil henüz.

***

YOBÜ’de h-İndeksi ölçülebilen, yani makale yazan, yazdığı makalesine atıf alan akademisyen sayısı 235. Dünya çapında tanınan değer gören ilk yüzde 10’luk dilimde yalnızca 2 (Koç’ta 85) akademisyen var. Yüzde 30’luk dilimde 46, yüzde 50’lik dilimde 121, yüzde 70’lik dilimde 174 akademisyen bulunuyor. H-indeksi ölçülemeyen; yani sıfır atıf alan akademisyen sayısı ise 61.

Öte yandan, i-10 indekse göre makale başına atıf ortalaması 5,9 (Koç’ta 14,2) civarında. 2022’de atıf alan makale sayısı 8-10 iken bu rakam bugün 12-14’e (Koç’ta 45-50) yükselmiş gözüküyor.

Yukarıdaki verileri başarıyı küçültmek veya değersizleştirmek için aktarmadım. Uçtu/kaçtı olayı olmadığını anlatmak istedim sadece.

***

Devam edeyim isterseniz…

YOBÜ uluslararası boyutta alt segmentte bir üniversite de diğer Türk üniversiteleri farklı bir konumda mı değer görüyor…

Ne yazık ki hayır!

AD Scientific Index 2026 Raporu’na göre dünya sıralamasında ilk 100 içinde Türk üniversitesi bulunmuyor. İlk 500’de 1 (Koç Üniversitesi 458’inci), ilk 1000’de 17, ilk 2000’de 62, ilk 3000’de 103, ilk 5000’de 169 Türk üniversitesi yer alıyor.

Türkiye bu sonuçla dünyada 32’nci, Avrupa’da 16’ncı.

Dünyanın en başarılı 500 üniversitesi arasında ABD’nin 180, İngiltere’nin 60, Çin’in 40 üniversitesi bulunduğunu hatırlatmak isterim.

Bilimsel araştırmalar, yayın hacmi (üretim) ve araştırma kalitesi (atıf/etki) olarak iki kategoride değerlendiriliyor. Yayın hacminde Çin, atıf/etki bağlamında ABD ve İngiltere açık ara lider gözüküyor. Kurumsal akreditasyonu yüksek üniversitelere sahiplik itibarıyla dünyada ilk 10’da yer alan ülkeler, toplam bilimsel araştırmaların yüzde 56’sını karşılıyor.

Türkiye, sıralamadaki yeri itibarıyla maalesef dünyaya bilimsel katkı sunmakta oldukça uzak yerde duruyor; akademik yayın yüzdesi yüksek, etki faktörü oldukça düşük bir seyir izliyor. Nitekim Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı sorun, bir ölçek değil, nitelikli dönüşüm olarak değerlendiriliyor ve küresel elit yoğunlaşmasının oldukça sınırlı kaldığı rapor ediliyor.

Hâl-i pür-melâl böyle olunca YOBÜ’ye daha şiddetli bir eleştiri yöneltmek mümkün olmuyor.

***

Son kertede küçük bir uyarıda bulunmak istiyorum…

Mevcut korunur, kadro genişlemesi yapılmazsa önümüzdeki iki/üç yıl içerisinde tablo alaşağı olur; atıf alan makale üreten yapı, tek yayın yapıp bırakan organizasyona dönüşür. Böyle bir açmazla karşılaşmamak için h-indeksi 35’in üzerinde 3-5 yıldız akademisyenin (emekli olabilir) transferi zorunluluk arz ediyor.

Benden hatırlatması…