Yozgat’ı Yozgatlıya Yozgat’ta reklam etmek

İnan SOYER

07-06-2026 20:56

Evden gazeteye, gazeteden eve gidip gelirken, Lise Caddesi üzerindeki reklam panolarına (billboard) dikkat kesiliyorum. Görmüşsünüzdür muhakkak. “Huzur Kenti Yozgat’a hoş geldiniz” mottosunun ortak vurgu olarak yer aldığı afişlerde, kentin tarihi, kültürel ve turistik güzellikleri ile yöresel lezzetlerine ilişkin görseller ayrı ayrı sıralanıyor ve bir cümlelik söz dizisiyle, buraların “mutlaka” gezilmesi/görülmesi ve lezzetlerinden tadılması gerektiği yönünde çağrıda bulunuluyor.

Çağrıyı yapan Belediye Başkanı Dr. Kazım Arslan. Arslan, her afişte, hem adı soyadı hem imzası hem de büyükçe fotoğrafıyla görülüyor.

Rast geldiğim 10 panoda, Çamlık, Büyük Camii, Saat Kulesi, Yozgat Lisesi, Karabıyık Köprüsü, Çeşka Kalesi ve Yer altı Şehri, Saklı Han, Tandır ve Desti Kebapları tanıtılıyor.  Ayrıca, bir panoda, cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kentimizi ikinci ziyaretinde söylediği, “Güzel Çamlığınızda mutlaka kalmak isterim” sözü, Kuvayımilliye kalpaklı fotoğrafı eşliğinde sergileniyor.

Reklam panolarını süsleyen bir cümlelik söz dizisi örnekleri şöyle sıralanıyor:

-Türkiye’nin İlk Milli Parkı Yozgat Çamlığı muhteşem doğasıyla sizi bekliyor

-Geçmişe uzanan bir adım: Çapanoğlu Büyük Camii

-Tarihle buluşmanın en güzel yolu: Yozgat Saat Kulesi

-Tarihin sessiz tanığı taş mektep Yozgat Lisesi sizi çağırıyor

-Asırlara meydan okuyan tarihi Karabıyık Köprüsü’nü keşfedin

-Çeşka Kalesi ve Yer altı Şehri tüm gizemiyle görülmeye değer

-Yozgat ziyaretinizde Saklı Han’da kısa bir mola verebilirsiniz

-Eşsiz bir lezzet: Yozgat Tandırı

-Tatmak kısmet işi: Desti Kebabı

Çok güzel/çok hoş; çok çarpıcı/çok etkileyici değil mi?

Artı bir açıklamaya ihtiyaç duyulmayacak kadar heyecan verici.

Ayrıca, çok yerinde bir PR çalışması. Reklam panoları boş bırakılmadığı gibi, insanların yer yer paslanmış metal tabakaya bakarak iç karartmasının önüne geçilmiş olması da ilave bir katkı bence.

***

Şikayetçiyim. Yazılarım okunmuyor” başlıklı makalemi yorumlayan “Koray” adlı takipçim, “ağabeyim insanların üç saniye odak süresi varken ve dakikada onlarca içerik tüketirken, senin binlerce kelimelik içeriklerinin okunacağını düşündüren neydi” diye soruyor.

İnceden laf sokuşturuyor...

Kendimi “bön” hissetmeme yol açıyor.

Tabiatıyla, reklam panoları görselleri üzerine yerleştirilmiş bir cümlelik söz dizileri geliyor aklıma.

Demek ki diyorum içimden, Başkan da bu mantıkla hareket ediyor. Demek ki uzun uzadıya yazmak yerine konuyu tek cümle ile özetleyerek dimağlara yerleştirmek en doğru seçenek. Okuma yüzdesinin azalması, meramın birkaç saniyede anlatımını/aktarımını ancak mümkün kılıyor demek ki.

Yandı gülüm keten helva.

-Bir buçuk A4 dolusu yazabildikten sonra konuyu ancak toparlayabilen ben, birkaç saniyede ya da birkaç satırlık bir hakla düşüncelerimi okura nasıl aktarabileceğim?

Cevabı olan varsa buyursun!

Sürekli yakınacağım, sürekli şikâyetçi olacağım herhalde.

***

Gözümü tırmalayan tek ayrıntı, Başkan’ın fotoğrafları. O kadar büyük ki, reklamı yapılan zenginliklerimize gölge düşürüyor; âdeta ikinci plana indirgiyor. Algı, ister istemez direkt fotoğraflara kayıyor.

Kuşkusuz, bu tercih yüksek bir şuur durumuyla ortaya çıktı. Grafik tasarımcılar ya da tasarımın içeriğini belirleyenler, belli ki yoğunlaşmayı Yozgat’ın tarihi ve kültürel zenginliklerinden, yerel lezzetlerinden çok, Başkan’a yönlendirmek maksadıyla hareket etti.

Bana kalsa, -birazcık anlayan birisi olarak- Arslan’ın fotoğraflarını mümkün olduğu kadar küçültür, bütün dikkati reklamı yapılan obje üzerine yoğunlaştırırdım.

Fotoğrafı küçük kullanmak, Başkan’ı görünür kılmaktan uzaklaştırmaz.

Daha sempatik bir pozisyon kazandırır üstelik.

***

Bu arada, “çağrının muhatabı kim” sorusu da akla gelebilir pekâlâ.

Yozgat’ı, Yozgatlıya Yozgat’ta reklam etmek meselesi hani...

Konuyu, iç propaganda bağlamına sıkıştırmak doğru bir yaklaşım sayılamaz. Yozgat’ın hem iç hem dış tanıtıma ihtiyacı var çünkü. Kenti, ilçelerimizden, komşu illerden çok sayıda vatandaş ziyaret ettiği gibi, burada doğup büyüdüğü hâlde, Karabıyık Köprüsü’nü, Çeşka Kalesi ve Yer altı Şehri’ni veya Saklı Han’ı görmemiş, buralara uğrak vermemiş hemşehrilerimizin bulunma ihtimali de çok yüksek.

Mesela ben…

Kınamayın lütfen! Ne Çeşka Kalesi ve Yer altı Şehri’ni, ne de Karabıyık Köprüsü’nü gördüm. Onlarca yıldır herhangi bir eksiklik hissetmemişken, panolar sayesinde farkındalık melekem depreşti birden.

Ben harekete geçeceksem, herkes geçer.

Görmek için zaman kollayacağım, söz.

***

Hatırlıyorum, Fatih Belediyesi İstanbul’da doğup büyüdüğü halde boğazı görmeyen onlarca insanı bir tekne turu organizasyonuyla bir araya getirmiş ve Boğaziçi’nin güzelliklerini görmelerini sağlamıştı.

Mekân uygun mu değil mi hiçbir fikrim yok, Sayın Başkan benzerini gerçekleştirebilir. Reklamla yetinmez, bir gün belirler ve bu iki bölgeye küçük ölçekli tur düzenler. Piknik havası içerisinde toplu bir organizasyon da olabilir. Eski eğrice şenlikleri gibi hani. Aracı olan aracıyla gelir, olmayan toplu ulaşım vasıtalarıyla taşınır.

Tanıtım daha işlevsel boyut kazanır sanki.

***

Konunun Türkiye’yi, hatta Dünyayı kapsayan “sıfır maliyetli” dış propaganda boyutu da var tabii. Panoları süsleyen afiş örneklerinin sosyal medya platformlarında etkin şekilde paylaşıldığını düşünüyorum. İyi bir Instagram kullanıcısı sayılmayacağım için rastladığımı söyleyemeyeceğim ama akışta sürekli döndüğünden eminim.

Her yaş grubundan milyonlarca insana ulaşabilmenin fırsatı avantaja çevrilmiştir mutlaka.

Bu görsellerle karşılaşan her Yozgatlı etkileşime girerek sürece omuz vermiştir kesinlikle.

Yozgat gezilmeye/görülmeye layık, cennetten bir vatan parçası gerçekten.

Kıymetini bilelim lütfen!

Üzerine toz kondurmayalım!

***

Not: Afişlere dikkat kesilen insanlarla sohbette de bulundum ayaküstü. Olumsuz bir görüşe rastlamadım; bilakis, beğenildiğini ve desteklendiğini öğrenmiş oldum.

DİĞER YAZILARI Olsa iyiydi ama tren kaçtı 01-01-1970 03:00 Birliğe Çağrı’mız vardı bizim… 01-01-1970 03:00 Şikâyetçiyim. Yazılarım okunmuyor 01-01-1970 03:00 Nefis çok övülme yüzünden firavunlaştı… 01-01-1970 03:00 4 bin değil 161 bin kişi lazım 01-01-1970 03:00 Hâlâ orta alt klasmanda bir üniversite… 01-01-1970 03:00 Hikâyenin yazıldığı yıl: 2020 01-01-1970 03:00 Bir Amatör Spor Evi yaptırmak çok mu zor 01-01-1970 03:00 Yozgat büyüme trendini kaybetti 01-01-1970 03:00 10 yıl boyunca göç yaşanmadı ama… 01-01-1970 03:00 Kampüse sıkıştırılmış bir etkinlik 01-01-1970 03:00 Kazım Arslan meselesi 01-01-1970 03:00 Yozgat’a Devlet Tiyatrosu Sahnesi yakışır 01-01-1970 03:00 At Sineği 01-01-1970 03:00