Her çocuk farklıdır; kimisi daha sakin, kimisi daha hareketli olabilir. Kimi çocuk dikkatini kolayca toplayabilirken, kimisi için bu biraz daha çaba gerektiren bir süreçtir. Ancak bazı durumlar vardır ki, “çocuktur geçer”, “hareketli ama zeki”, “erkektir, normal” gibi cümlelerle geçiştirildiğinde, çocuğun hem okulda hem de sosyal hayatında ciddi zorluklara yol açabilir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) da bu durumlardan biridir.
DEHB genellikle okul çağıyla birlikte fark edilse de aslında bazı belirtiler çok daha erken yaşlarda kendini göstermeye başlar. Günlük hayat içinde dikkatli bir gözlemle bu işaretleri yakalamak mümkündür.
Mesela sabah kahvaltı sofrasında çocuğunuzun bir türlü yemeğini bitiremediğini fark edersiniz. Reçel sürmeye başlar, sonra gözünü televizyona diker, ardından yere düşen peçeteyi almaya kalkar derken, 15 dakika geçmiştir ve hala bir lokma yememiştir. Bu dağınıklık sadece bir sabah yaşanıyorsa sorun olmayabilir ama her gün tekrar ediyorsa, dikkati sürdürme konusunda desteğe ihtiyacı olabilir.
Örneğin markette sırada beklerken çocuğunuz bir anda beklemeye tahammül edemeyip sırayı bozarak ön tarafa geçmek isteyebilir. Ardından bağlamdan koparak alakasız konular hakkında konuşmaya başlayabilir ya da ağlama krizine girebilir. Benzer şekilde, sizinle ya da başkalarıyla konuşurken sık sık söz kesme, cümlelerinizi tamamlamadan kendi düşüncelerini ifade etme ihtiyacı duyuyorsa, bu tür davranışlar dürtüsellik belirtileri arasında değerlendirilebilir. Dürtüsellik, çocuğun düşünmeden hareket etmesi, sabırsızlık göstermesi ve sosyal kuralları uygulamada zorlanması şeklinde kendini gösterebilir.
Ev ödevleri ise ayrı bir mesele. Masaya oturur, kalemini alır, ama beş dakika sonra tuvalet bahanesiyle kalkar, sonra susadığını hatırlar. Ödev 20 dakikalık bir etkinlikken, saatlerce süren bir mücadeleye dönüşebilir. Bu da bize dikkat süresiyle ilgili bir ipucu verir.
Parkta hemen arkadaş edinir ama oyunun ortasında kurallara uymadığı için arkadaşlarıyla tartışır, küser, hatta bazen yalnız kalır. Sosyal yönü kuvvetlidir ama ilişkileri sürdürebilmekte zorlanabilir.
Tüm bu davranışlar, “çocuk bu, büyüyünce geçer” denilerek göz ardı edildiğinde, çocuğun içsel olarak yaşadığı zorlanmalar fark edilmemiş olur. Oysa erken fark edilen her detay, çocuğun hayatında önemli bir fark yaratır.
Peki biz ne yapabiliriz?
İşte burada ergoterapi, çocuğun yaşamını daha anlamlı ve dengeli bir hale getirmek için devreye girer. DEHB tanısı almış çocuklarda ergoterapi; dikkat süresini artırma, dürtü kontrolünü geliştirme, planlama ve organizasyon becerilerini güçlendirme gibi pek çok alanda destek sağlar. Aynı zamanda çocuğun günlük yaşamdaki rollerini (öğrenci, arkadaş, kardeş gibi) daha sağlıklı şekilde yerine getirebilmesi için yapılandırılmış bir yol sunar.
Unutulmamalıdır ki her çocuk, kendi potansiyelini gerçekleştirme hakkına sahiptir. Bu nedenle, “zamanla geçer” diyerek geçiştirmek yerine, gelişimsel farklılıkları erken dönemde fark etmek, anlamaya çalışmak ve uygun şekilde desteklemek büyük önem taşır. Çünkü zamanında fark edilen her zorluk, çocuğun hayatında kocaman bir fark yaratabilir; yeter ki biz görmeyi ve destek olmayı seçelim.
Normal Mi, Yoksa Alıştığımız Bir Farklılık Mı?
YORUMLAR
