Her çocuğun öğrenme şekli farklıdır. Kimisi duyduğunu hemen kavrar, kimisi gördüğünde daha iyi anlar. Kimi çocuklar öğrendiklerini hızla uygulamaya koyarken, kimileri için bu süreç biraz daha zaman ve destek gerektirir. Ama bazen öğrenme sürecinde yaşanan zorluklar, sadece farklılık değil; desteklenmesi gereken özel bir durumu işaret ediyor olabilir.
Özgül öğrenme güçlüğü, genellikle okula başlama döneminde fark edilir. Ama aslında işaretleri çok daha önceden, okul öncesi dönemde kendini göstermeye başlar. 
Mesela dört yaşındaki çocuğunuz sizden sofrada bir şey ister ama “Anne bana bu verir misin?” diye belirsiz bir şekilde ifade eder. Ne istediğini anlamaya çalışırken siz “Su sağında” dersiniz, o da solu gösterir. Bu gibi küçük karışıklıklar sık sık oluyorsa, sesleri ayırt etmede ya da yön kavramında zorlandığını fark edebilirsiniz.
Evde birlikte harf çalışması yaparken çocuğunuzun keyif aldığını ama harfleri birbirine karıştırdığını gözlemleyebilirsiniz. Harf-ses ilişkisini kurmakta zorlanması, ileride okuma yazma sürecinde de benzer sıkıntılar yaşanabileceğinin bir habercisi olabilir.
İlkokul dönemine gelindiğinde bu farklılıklar daha görünür hale gelir. Okuma sırasında kelimeleri atlaması, harfleri karıştırması ya da cümleleri anlam bütünlüğü olmadan, kopuk bir şekilde okuması disleksiye, yani okuma güçlüğüne işaret ediyor olabilir. Yazma sürecinde ise satır düzenini koruyamaması, büyük-küçük harfleri tutarsız kullanması veya yazısının okunaksız olması, disgrafi olarak adlandırılan yazma güçlüğünün belirtisi olabilir. Matematik derslerinde çarpım tablosunu ezberlemekte zorlanması, basit işlemleri bile parmakla yapmaya devam etmesi ya da sık sık işlem hataları yapması ise diskalkuli yani matematik öğrenme güçlüğü açısından değerlendirilmelidir.
Bu noktada biz ergoterapistler olarak sürece dahil oluyoruz. Çünkü bu çocukların yaşadığı zorluklar sadece akademik değil; aynı zamanda dikkat, hafıza, yön tayini, ince motor beceriler gibi günlük yaşamı da etkileyen alanlara yayılabiliyor. 
Ergoterapi, çocuğun yalnızca akademik başarısını desteklemeyi değil, aynı zamanda günlük yaşamda karşılaştığı görevleri planlama, organize etme ve sürdürebilme becerilerini geliştirmeyi amaçlar. Harfleri tanıyabilmek kadar; ince motor koordinasyonu kullanarak kalemi uygun şekilde tutmak, görsel-mekansal farkındalıkla defteri doğru konumlandırmak ve çok adımlı yönergeleri takip edebilmek gibi temel bilişsel ve motor beceriler de öğrenme sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ergoterapistler olarak bizler, bu becerilerin gelişimini destekleyen, çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre yapılandırılmış müdahale programları uygularız.
Unutmayın, her çocuk öğrenebilir. Ama bazı çocuklar için öğrenme yolu biraz daha dolambaçlıdır. Bu yolu daha güvenli ve anlamlı hale getirmek, onların elinden tutmakla mümkün. “Zor öğreniyor” dediğimiz çocuklar belki de sadece farklı şekilde öğreniyordur. Yeter ki biz bu farklılığı zamanında fark edelim ve gereken desteği sağlayalım.