Her çocuğun gelişimi kendine özgüdür; kimi çocuk bazı becerileri erken kazanırken, kimisi biraz daha zamana ihtiyaç duyabilir. Ancak bazı durumlar vardır ki, “zamanla geçer”, “alışır”, “utangaçtır” gibi düşüncelerle göz ardı edildiğinde, ilerleyen zamanlarda gelişimsel farklılıklar daha da belirgin hale gelebilir. Otizm Spektrum Bozukluğu da bunlardan biridir.
Bu yazımda, birçok ailenin fark edemeyebileceği ya da önemsememeyi tercih edebileceği otizmin erken belirtilerine değinmek istiyorum. Çünkü otizmin erken fark edilmesi ve zamanında doğru destek alınması, çocuğun gelişiminde gerçekten büyük fark yaratabiliyor. İlk fark edilen belirtilerden biri, çocuğun anne babasına karşı biraz mesafeli ya da kayıtsız gibi görünmesidir. Günlük hayatımızda çocukların ilgisini çekmek için yaptığımız mimikler, küçük şakalar ya da adını seslenmeler bazen karşılık bulmayabilir. Mesela siz ona gülümserken ya da bir şeyler anlatırken, çocuğunuz size bakmak yerine çevresini izlemeye devam edebilir, tepki vermez. Genelde bu durum “bugün keyfi yok” ya da “herhalde gazı var” gibi nedenlerle geçiştirilebiliyor. Oysa bu tarz tepkisizlikler, çocuğun ebeveyniyle bağ kurmakta zorlandığının ve bu durumun otizmin erken sinyallerinden biri olabileceğinin işareti olabilir.
6 ile 12 ay arasındaki dönemde dikkat edilmesi gereken bir başka belirti de, çocuğun ismine tepki vermemesidir. Kalabalık bir ortamda ya da evde çocuğunuza seslenirsiniz, ama o hiçbir şey olmamış gibi oyuncaklarıyla oynamaya devam eder. Birçok anne baba bunu “oyuna çok dalmış” diye yorumlayabilir. Ama aslında bu dönemde ismine tepki vermek, yani sese yönelmek, gelişimin doğal bir parçasıdır. Bu tepkinin olmaması bazen gözden kaçabiliyor ama gelişimsel açıdan önemli bir sinyal olabilir.
Bir başka belirti ise çocuğun yaşıtlarıyla sosyal ilişki kurmada zorlanmasıdır. Örneğin, bir düğüne gittiğinizde ya da parkta oyun oynayan çocukları gördüğünüzde kendi çocuğunuzun onlara katılmak yerine, bir köşeye çekilip tanıdık bir nesneyle oynamayı tercih ettiğini gözlemleyebilirsiniz. Bunu “çekingenlik” ya da “utangaçlık” olarak yorumlasak da, çocukların oyun oynama ve sosyalleşme isteği doğaldır. Eğer çocuğunuz sürekli olarak diğer çocuklara karşı ilgisiz kalıyor ve hep yalnız oynamayı tercih ediyorsa, bu durumun altında başka nedenler olabileceğini göz önünde bulundurmakta fayda var.
Otizmin belirtilerinden biri de dil gelişimindeki farklılıklardır. Mesela bir doğum günü partisine gittiğinizde, bazı çocukların annelerine “Anne, bana balon alır mısın?” gibi cümlelerle isteklerini ifade ettiğini görürsünüz. Kendi çocuğunuz ise sadece “su” ya da “balon” gibi tek kelimelerle konuşuyorsa bu da dikkat edilmesi gereken bir durum olabilir. Elbette çocuğun nesneleri tanıması ve isimlendirmesi önemlidir, ancak asıl önemli olan bu kelimeleri bir araya getirip anlamlı bir şekilde iletişim kurup kuramadığıdır.
Otizmin bazı davranışsal belirtileri de vardır ki, günlük hayatın içinde bazen fark edilmeden geçip gidebilir. Diyelim ki işten geldiniz ve çocuğunuzu çamaşır makinesinin karşısına oturmuş, dikkatle onu izlerken buldunuz. Siz onu alıp oyun halısına götürdünüz, arabalarını verdiniz. Bir süre sonra bir bakıyorsunuz, arabaları özenle sıraya dizmiş, olduğu yerde sallanıyor ve ellerini sanki kanat çırpar gibi hareket ettiriyor. Bu davranışları önce “heyecanlandı” diye düşünebilirsiniz ama nesneleri hep aynı düzende dizme, tekrarlayan hareketler yapma ve bazı ses ya da dokulara karşı aşırı hassas olma gibi durumlar, otizmde sıkça karşımıza çıkan davranışlardır.
Son olarak şöyle bir sahne hayal edin: Çocuğunuzu tuttuğunuz takımın maçına götürdünüz, birlikte güzel bir anı yaşamak istiyorsunuz. Ama bir anda çocuğunuz elleriyle kulaklarını kapatıp ağlamaya başlıyor. İlk akla gelen genelde “herhalde sesten rahatsız oldu” olur. Ama bazı çocuklar için ses, ışık, kalabalık gibi çevresel uyaranlar gerçekten çok yoğun ve rahatsız edici olabilir. Bu tür tepkiler de otizmin “duyusal hassasiyet” olarak adlandırılan belirtileri arasında yer alır ve dikkatle gözlemlenmesi gerekir.
Otizm Spektrum Bozukluğu her çocukta farklı şekilde kendini gösterebilir; bu yüzden kıyaslama yapmak yerine çocuğunuzu dikkatle gözlemlemek çok kıymetlidir. Burada önemli olan, bu belirtileri erken dönemde fark edip bir uzmana başvurmaktır. Unutmayın, erken farkındalık her zaman daha sağlıklı bir gelişimin kapısını aralar. Her çocuk potansiyelini keşfetmeyi hak eder; yeter ki biz onların sesine kulak verelim.
Geçer Demeyin, Fark Edin
YORUMLAR
