Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü ve Rektörü ve Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Evren Yaşar’ın “ Yiyecek Toksisitesi, Yaşa Uygun Beslenme ve Fazla Kiloların Toksik Etkileri: Sağlıklı Yaşamın Şifreleri” konulu bir açıklama yaptı.

“Yiyeceklerimiz ne kadar güvenli” diye soran Rektör Yaşar,  bir doktor gözüyle üç önemli konuya değindi.

Yaşar’ın acıkmaları şöyle:

Günümüzde yeme alışkanlıklarımız, sağlığımızı doğrudan etkileyen en kritik faktörlerden biri haline geldi. Soframızdaki gıdaların kalitesi, ne miktarda tükettiğimiz ve yaşımıza uygun bir şekilde beslenip beslenmediğimiz, bedenimizi sağlıklı bir yaşam için destekleyebilir veya toksik bir yük haline getirebilir. Bir doktor gözüyle, bu üç önemli konuyu halk sağlığı perspektifinden ele almak istiyorum.

Yiyeceklerimiz Ne Kadar Güvenli?

Yediğimiz her lokmanın sağlığımız için bir yapı taşı olması gerekirken, bazı gıdalar farkında olmadan bedenimize zarar verebilir. Örneğin, küflenmiş fındık veya mısırda bulunan aflatoksin, karaciğer kanseri riskini artırabilir. Yanlış saklanan balıklarda oluşan histamin zehirlenmesi, alerjik reaksiyonlardan mide bulantısına kadar çeşitli sorunlara yol açabilir. Bu nedenle, soframıza koyduğumuz gıdaların güvenliğine dikkat etmek şarttır. Gıdaları doğru saklamak, son kullanma tarihlerini kontrol etmek ve güvenilir kaynaklardan alışveriş yapmak, bu tür tehlikelerden korunmamıza yardımcı olabilir.

Bir anne düşünün, çocuğu için doğal olduğunu düşündüğü bir süt alıyor. Ancak uygun koşullarda saklanmamışsa, bu süt bakteriyel enfeksiyonlara yol açabilir. Burada hem bireysel farkındalık hem de toplum sağlığı politikalarının önemi devreye giriyor.

Her Yaşın Beslenme İhtiyacı Farklıdır

Hayatın her dönemi, farklı besin ihtiyaçları doğurur. Bebeklikte anne sütü, bağışıklık sistemi için bir mucizedir. Ergenlikte kalsiyum ve protein, kemik gelişimi için vazgeçilmezdir. Yaşlılıkta ise kas kaybını önlemek için protein alımı ve D vitamini şarttır.

Ancak toplumumuzda bu farkındalık genellikle yetersizdir. Örneğin, yaşlı bir birey, gençlik yıllarında olduğu gibi beslenmeye devam ederse, kilo kontrolünü sağlayamamak bir yana, vitamin ve mineral eksiklikleri ile karşılaşabilir. Aynı şekilde, büyüme çağındaki bir çocuk için yanlış beslenme, hem fiziksel hem de zihinsel gelişimi olumsuz etkileyebilir.

Yaşa uygun beslenme, uzun vadede sağlığımızı korumak ve yaşam kalitemizi artırmak için bir yatırımdır. Anne babaların çocuklarına sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırması ve kendi yaşlarına uygun diyetler uygulaması, kuşaklar boyunca süren bir sağlık mirası yaratır.

Kilo Fazlası: Sessiz Bir Toksin

Fazla kilo, sadece estetik bir problem değil, aynı zamanda vücudun toksik bir yükle baş etmesi anlamına gelir. Yağ dokusunun fazla olması, kronik iltihaplanmaya neden olarak kalp hastalıklarından diyabete kadar birçok hastalığın temelini oluşturur. Bu noktada, aşırı yemek yemenin biyolojik bir bağımlılık gibi etkiler yarattığını da unutmamak gerekir.

Örneğin, gereksiz atıştırmalıklarla kilo alan bir birey, bir süre sonra insülin direnci geliştirerek tip 2 diyabet riskiyle karşı karşıya kalabilir. Benzer şekilde, aşırı kilo karaciğer yağlanması, yüksek tansiyon ve eklem problemlerine yol açabilir. Sağlıklı bir kiloyu korumak, sadece daha enerjik hissetmekle kalmaz, aynı zamanda uzun vadede hastalıklardan korunmayı sağlar.

Sağlıklı bir yaşam için üç önemli adımı hayatımıza dahil etmeliyiz:

1. Güvenli ve kaliteli gıdalar tüketin: Besinlerin taze, doğal ve doğru saklanmış olduğundan emin olun.

2. Yaşınıza uygun beslenin: Hayat evrenize göre değişen besin ihtiyaçlarınıza göre bir diyet planı yapın.

3. Kilonuzu kontrol altında tutun: Gereksiz kalorilerle vücudunuzu toksik bir yük altına sokmayın.

Gelin, soframıza bilinçli bir şekilde yaklaşalım. Sağlıklı gıdalar seçmek, yaşımıza uygun beslenmek ve gereksiz yemek yemekten kaçınmak, sadece bireysel sağlığımızı değil, toplumun genel refahını da artıracaktır. Çünkü sağlıklı bir beden, sağlıklı bir toplumun temelidir. Haber Merkezi