Yozgat’ın Yerköy ve Aydıncık ilçelerinde soğan üretimi bu yıl beklenenin üzerinde gerçekleşirken, ihracatın kapalı olması ve talep yetersizliği çiftçileri zor durumda bıraktı.
Yozgat’ta bu yıl soğan üretiminde yaşanan artış, üreticileri zor durumda bıraktı. Özellikle Yerköy ve Aydıncık ilçelerinde alternatif ürün olarak tercih edilen soğan, talebin çok üzerinde üretilirken ihracatın da kapalı olması nedeniyle çiftçiler ürünlerini maliyetinin altında satmak zorunda kalıyor. Tarlada satılamayan soğanlar, ekim ayının ortalarına yaklaşılırken, yağışlar düşmeden depolara kaldırılmaya başlandı.
Ürünlerine müşteri bulamayan çiftçiler, tarlada bekletmeye devam ederken, bazı üreticiler de sürekli çalıştıkları tüccarlara ürünlerini belirli fiyatlarla teslim etmeye çalışıyor. Ancak, maliyetlerin altında fiyatlarla ürününü elden çıkarmak zorunda kalan çiftçiler, masraflarını bile karşılamakta güçlük çekiyor.


Yozgat genelinde bu yıl soğan üretiminin fazlalığı, çiftçileri sıkıntılarla karşı karşıya bırakırken, üreticiler daha iyi pazar bulma umuduyla soğanlarını depolarda saklayarak kış aylarında değerlendirmeyi planlıyor.
Yerköy’de bir çiftçi, "Bu yıl soğan ektik, denedik, mahsulümüz burada, emeğimizin karşılığını alamadık. Ürettiğimiz mahsul şu gün oldu hala tarlada. Hatıra binaen bir tüccar arkadaşa malı teslim edeceğiz. Artık vicdanına kaldı, fiyat ne yazarsa. Şu anda 4 ila 6 lira arasında seyrediyor. Lakin bu tarla 20 dekar, 20 dekar tarla için benim takriben yaptığım masraf 400 bin lira. 400 bin liraya karşılık, herhalde anca elinizi 400 bin lira ya geçecek ya geçmeyecek. Marketlerde şu anda 13-14-15 lira civarında diye duyuyorum. Anadolu'da yaşıyoruz, tarımın insanoğlu tarafından ilk uygulanmaya başladığı topraklarda yaşıyoruz. Güya tarım ülkesiyiz amma velakin her ağzını açan ‘Konya büyüklüğündeki bir Hollanda Türkiye'den çok daha fazla tarım ürünü ihraç ediyor. Çok daha fazla gelir elde ediyor’ söylemine sarılıyor. Ama hiç kimse Hollanda neden bu başarıyı elde edebilmiş, ne yapmış, çiftçisine hangi imkanları sunmuş, hangi tür örgütlenmeye gitmiş hiç bunları anlatan yok. Hollanda'da kooperatifleşme etkin bir şekilde kullanılmış, planlı üretim yıllardır süre geliyor. İnsanların satamayacağı hiçbir mahsulün üretimine gitmiyorlar. İhtiyaç fazlası üretim yok. Pazarı bulunamayan bir malın üretimi yok" dedi.

 


Bir başka çiftçi ise, “Ülkemizde, benim yaşım 44, yanlış hatırlamıyorsam 18 yaşımdan beri Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar. Türkiye'deki bütün sivil toplum örgütlerinde hemen hemen aynı durumlar. TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu yanlış bilmiyorsam Yalım Erez'den sonra 1998/1999 yıllarından beri hep başkan. Hiçbir şey değişmiyor. Esnaf lehine de bir şey değişmedi, çiftçi lehine de bir şey değişmedi. Velhasıl ülkemizdeki bu sivil toplum yapılanmalarının hitap ettikleri sivil toplum kesimlerinin haklarını daha savunabilir hale gelmeleri gerekiyor. Oradaki antidemokratik yapının değiştirilip, demokratik ortamda sivil toplum örgütlerinin yeniden örgütlenmesi gerekiyor. Buğday hasat ettik, teslim ettik. Geçtiğimiz yıl verdiğiniz fiyatın üzerine çok cüzi bir zam yaptılar. Prim miktarını arttırdılar güya ama primleri daha ödemediler. Ne zaman ödeyecekleri de meçhul, neredeyse geçtiğimiz yılın fiyatına mahsul teslim ettik. Diyorlar ki; mazot, gübre fiyatları o kadar yükselmedi ki, niye artış talebinde bulunuyorsunuz. Ya arkadaş biz evimizde, çoluğumuza, çocuğumuza mazot, gübre yedirmiyoruz. Biz kasaba gidiyoruz, et alıyoruz, meyve alıyoruz, sebze alıyoruz, mobilya alıyoruz, elektrik faturası ödüyoruz. Elektrik faturalarına yüzde 40 zam yapıldı, bu hükümet yaptı daha üç ay önce. Ben ayda ortalama 50-60 bin lira elektrik faturası öderken, son üç faturam 90-100 bin lira civarında geldi" şeklinde konuştu. Haber Merkezi