Alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleşen panelde; dijital çağda haber üretim süreçleri, yapay zekânın içerik üretimi, doğrulama, veri gazeteciliği ve etik boyutları kapsamlı şekilde değerlendirildi. Panelistler, teknolojik gelişmelerin gazeteciliğe sunduğu fırsatların yanı sıra, mesleğin temel ilkelerinin korunmasının önemine de dikkat çekti. Yapay zekâ destekli haberciliğin hız, erişilebilirlik ve verimlilik sağladığına vurgu yapılırken; insan faktörünün, editoryal sorumluluğun ve mesleki etik değerlerin vazgeçilmez olduğu görüşü öne çıktı.
Panele Yozgat basını da yoğun ilgi gösterdi. Yozgat’tan programa katılan basın mensupları arasında;
Yozgat Haber Gazetesi İmtiyaz Sahibi Orhan Cengiz, Yozgat Haber Gazetesi Yazı İşleri Müdürü İhsan Çelikkaya, Hakimiyet Gazetesi Sahibi Hakan Ekinci, Çamlık Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Tarık Yılmaz, Yerköy Haber Gazetesi Sahibi Orhan Ekinci yer aldı.
Yozgatlı gazeteciler, panelde dijital dönüşüm sürecine dair güncel gelişmeleri yakından takip etme fırsatı bulurken, sektör temsilcileriyle bilgi ve deneyim paylaşımında bulundu.
Basın İlan Kurumu’nun düzenlediği “Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zekâ ve Dijital Yetkinlikler” paneli, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran da katıldı.
Panelin açılışında konuşan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, internet teknolojileriyle birlikte yaşanan dijital dönüşümün gazetecilik pratiklerinde meydana getirdiği değişimlerin özellikle yapay zekâ ve dijital yetkinliklerle ilgili boyutlarını değerlendirmek üzere Basın İlan Kurumu’nun 65. kuruluş yıl dönümü ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle böyle bir panelin düzenlendiğini söyledi. Basın İlan Kurumu’nun; düzenleyici, denetleyici ve destekleyici fonksiyonlarıyla birlikte rehberlik eden, çağa ayak uyduran ve dijital dönüşümünü sürdüren bir Kurum olduğunu kaydeden Çay, yıllık 95 milyon sayfa görüntülemesiyle ilan.gov.tr ilan portalını ve internet haber sitelerinin ziyaretçi trafiklerini objektif bir şekilde ölçümleyen BİK Analitik uygulamasını geliştirmeye devam ettiklerini belirtti. Sektöre yönelik desteklere değinen Genel Müdür Çay, “Görev alanımızda 2.173 gazete, dergi ve internet haber sitesi bulunmaktadır. Resmî ilan ve reklamlarla basına sağlanan; özellikle yerel medya için hayati öneme sahip kamu desteği 2025 yılında 6 milyar Türk Lirasını aşmıştır” şeklinde konuştu.
Konuşmasında Filistin halkının haklı mücadelesini dünyaya duyurmak isterken şehit olan 250’den fazla gazeteciyi ve 15 Temmuz darbe girişimi sırasında gösterdikleri duruşla hain kalkışmanın seyrini değiştiren gazetecileri de anan Genel Müdür Çay, “Çoğu zaman güvenlik güçlerinin, sağlık ekiplerinin bile zor erişebildiği afet bölgelerine, kendi hayatını hiçe sayarak koşan, insanları bilgilendirmek için alın terinden daha fazlasını ortaya koyan, mesaisi olmayan bir işi icra eden kıymetli gazetecilerimize huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyor, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü canı gönülden tebrik ediyorum” açıklamasında bulundu.
Türk Dil Kurumu’nun 2025 yılını en iyi karşılayan kelime oylamasında ‘dijital vicdan’ kavramının ilk sırada yer aldığını anımsatan Genel Müdür Çay, önlerinde duran bu gerçeklere rağmen internet dünyasının büyüklüğünün, olumlu ve faydalı yönlerinin kendilerini umutsuzluktan arındırdığını ve gelecek adına iyi işler, projeler yapmaya sevk ettiğini dile getirdi. Çay, “Dijitalleşme söz konusu olduğunda olumsuz çok şey sayabiliriz ama unutmamalıyız ki gelecek bu dünyada şekilleniyor. Burada karar vermemiz gereken husus şu olmalıdır; Biz bu geleceğe şekil verenlerden mi olacağız yoksa trendin gerisinde mi kalacağız?” ifadelerini kullandı.
Genel Müdür Çay, Kurum olarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın öncülüğünde üniversiteler, gazeteler, internet haber siteleri ve basın işletmeleriyle birlikte bir gelecek inşası öngördüklerini; plan ve projelerini bu yönde hazırladıklarını kaydetti. Yapay zekânın ve robotların devreye girmesiyle birlikte insansız haberciliğin de konuşulduğu bir zamanda olduklarını dile getiren Çay, “Yapay zekâ programları ne kadar iyi olursa olsun, gazetecisiz, içerik kalitesinden yoksun, ilkesiz gazetecilik yapamayız” dedi.
Konuşmasında ‘veri zehirlenmesi’ kavramına dikkat çeken Genel Müdür Çay, “Geleneksel medyanın da; ‘gerçeklik’ algısını bozmasına, topluma yanlış bilgi vermesine ve medya gücünün kamuoyu oluşturmak üzere kötüye kullanımına geçmişte şahitlik etmiş bir nesiliz” diyerek şöyle devam etti:
“Manşetlerle darbelere zemin hazırlanmasından, Başbakan idamına, halkı aşağılamaktan, devleti aciz göstermelere varan zehirli yayınları da gördük vaktiyle. Dezenformasyonla mücadele işte böyle zamanlarda büyük önem kazanıyor. Bu anlamda İletişim Başkanlığımızın yürüttüğü çalışmalar, daha da değerli hale geliyor. Toplumumuzun yerel ve ulusal basın aracılığıyla doğru haber alma hakkının, veri zehirlenmelerine kurban gitmemesi için Basın İlan Kurumu olarak üstümüze düşen vazifeyi yapıyoruz.”
Genel Müdür Çay, konuşmasının sonunda panele katılımları dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran’a ve sektör temsilcilerine teşekkürlerini ileterek, panelin hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Basın İlan Kurumu (BİK) tarafından düzenlenen "Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zekâ ve Dijital Yetkinlikler" Paneli'nde yaptığı konuşmada "Bizim gazetecilerimiz, kendi medeniyet anlayışımızdan ve değer dünyamızdan beslenerek dijital dünyada aktif aktörler olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Uluslararası düzenin irtifa kaybettiği, devletlerin alenen hukuksuz eylemlere giriştiği, katliamların ve soykırımların normalleştirilmeye çalışıldığı belirsiz bir dönemin tecrübe edildiğini dile getiren İletişim Başkanı Duran, "Aslında bu bildiğimiz dünyanın sonu diye tanımlanan şey, yepyeni bir medya düzenini de oluşturuyor. Böyle baktığımızda medya sisteminde dijitalleşme de dâhil olmak üzere keskin bir dönüşüm ve belirsizlik, birlikte gerçekleşiyor. Yapay zekâ teknolojileriyle daha da hız kazanan bu süreç, insanın insanla, varlıkla ve tabii ki bilgiyle olan ilişkisini de kökünden değiştiriyor." diye konuştu. İletişim Başkanı Duran, bütün bu süreçlerin gazeteciliği de büyük ölçüde etkilediğinin farkında olduklarını ve tam da bu nedenle dönüşümüne tanık oldukları gazeteciliğe ilişkin bazı soruların sorulması gerektiğini kaydederek, "Dijitalleşme ve yapay zekâ, gazetecilik mesleğini nasıl dönüştürüyor? Bu dönüşümün hangi stratejik yönetişim çerçevesinde ele alınması gerekir? Gazetecilerin ürettiği bilgiler, bugün ne anlama gelmektedir? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar, aslında dijital dönüşüm sonucu hayatımıza giren anlam ve içeriklere daha dikkatli ve yakından bakmamız gerektiğini bize anlatır. Bunlar üzerine daha fazla düşünmemiz gerekiyor. Bu panelin de buna hizmet edeceği düşüncesindeyim." ifadelerini kullandı.
Dijitalleşmenin gündeme getirdiği en önemli konulardan birinin hız olduğuna dikkati çeken İletişim Başkanı Duran, bu hızın bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdığını ancak riskleri de ortaya çıkararak doğruyla yanlış arasında bulanıklaşma yaşandığını belirtti. İletişim Başkanı Duran, dijitalleşmenin gündeme getirdiği diğer bir konunun algoritmalar ve bu algoritmaların belirli şirketler tarafından yönetilmesi riskinin çok ciddi olduğunu vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti: "Deepfake teknolojileri, otomatik içerik üretimi ve sahte hesap ağları, iletişimin en değerli olan şeyini yani doğru bilgiyi zehirleyebilecek riskler taşımaktadır. Bu, aslında dezenformasyon ve manipülasyon dediğimiz iletişim arızalarının hızla yayılmasına imkân vermektedir. Bunun sonucu da güven bunalımının derinleşmesidir. Bilgi düzensizliği olarak da kavramsallaştırılan bu durum, geldiğimiz noktada hakikatin ne olduğuna dair ciddi bir tehdit ortaya çıkarmaktadır. Tam bu noktada gazeteciye yepyeni sorumluluklar düşüyor. Hakikatin korunması ve anlamlı biçimde dolaşıma sokulması, yukarıda bahsettiğim risklere karşı en önemli güvencelerimizden birisi, ilkeli ve etik değerlere dayalı olarak gazetecilik yapan basın emekçileridir. Burada elbette dijitalleşmenin ortaya çıkardığı imkânlara değinmeden de geçemem. Bu yenilikler, bize veri analizi, otomatik haber yazımı, eğilim tespiti, içerik tavsiyesi gibi önemli imkânlar veriyor. Büyük kolaylıklar sağlıyor."
Dijitalleşmenin ortaya koyduğu imkânların bir anlamda gazetecilerin iş yükünü azalttığını anlatan İletişim Başkanı Duran, "Bizi yönlendiren şey, yapay zekâlar olmamalı. Hızlı erişim iyi bir imkân ama sağlıklı ve doğru bildiği haberi ortaya koyabilmek için gazetecinin aktörlüğü, eskisinden daha da önemli hâle geldi. Gazetecilik ve kurumsal medya, zannedildiği gibi etkisini yitirmeyecek, aksine yeni fonksiyonlar üstlenerek daha önemli hâle gelecek çünkü doğrulama, şeffaflık ve kaynak güvenirliği artık stratejik bir değer. Sosyal medyada, dijital alanda gördüğümüz her şeyin artık gerçek olup olmadığına yani güvenirliğini teyit etmeye ihtiyacımız var. O hâlde bunu gören ve bu ihtiyaca karşılık veren gazeteciliğin ne kadar değerli olacağını bilmek pekâlâ mümkün." değerlendirmesinde bulundu. İletişim Başkanı Duran, yeniliklerin iletişimi, medyayı, bilhassa gazeteciliği dönüştüren etkisine ve bu konuya yaklaşımın nasıl olması gerektiğine ilişkin şunları söyledi: "Ana çerçeveyi şu şekilde belirleyebiliriz. Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ın 'İnsanı ve insani değerleri yüceltmeyen hiçbir yeniliğin kıymetiharbiyesi yoktur.' sözü aslında bir prensip olarak alınabilir. Önemli olan şey, insan ve insani değerlerdir. Bu itibarla biz de İletişim Başkanlığı olarak dijitalleşme ve yapay zekâ gibi iletişim teknolojilerine bu perspektiften yaklaşıyoruz yani sunduğu imkânları ve ortaya çıkardığı riskleri birlikte değerlendiren bir stratejik sorumluluk sergiliyoruz. Yeni iletişim teknolojilerinin sunduğu imkânlardan elbette sonuna kadar faydalanıyoruz ama zararlarını da yönetmek, azaltmak gerekiyor. 'Öncelikle yapay zekâ, bir örnek olarak gazetecilikte faydalanılması gerekilen bir imkândır.' demiştim ama asla bir özne değildir, olmamalıdır. Yapay zekâya sorumluluğu bırakamayız. Yapay zekâya bazı komutları vererek bilgiyi alıyoruz ama yine de bu bilgi sonuçta belirli verilerden yönlendirmelerle geliyor. Bunu biz bir sonuç olarak görmemeliyiz yani insanın, gazetecinin bağımsızlığı, mesleki etiği ve ilkeleri ve kamu yararı, hepsinin önünde gelmeli. Bu konular, algoritmalara bırakılamaz."
Haberciliğin temel niteliklerinin zayıflatılmasının, hız olgusunun doğru bilginin önüne geçmesine ve görünürlüğün de hakikati bastırmasına sebep olabileceği uyarısında bulunan İletişim Başkanı Duran, "Böyle bir medya düzeninde kimsenin elindeki bilgiden emin olamayacağı açıktır. Böylesi bir kaos ortamında bazı küresel şirketlerin ve onlarla işbirliği içinde hareket eden bazı devletlerin iletişim ekosistemini domine etmesi, burada bir tahakküm oluşturması, elbette istenmeyecek bir husustur. Bu da bizi dijital egemenlik konusuna getirir. Dijital egemenlik, Türkiye açısından baktığımızda millî egemenliğimizin çok önemli bir parçasıdır." diye konuştu.
İletişim Başkanı Duran, cevap aranması gereken başka bir sorunun da bu olumsuzluklarla nasıl mücadele edileceği ve kişinin kendi dijital egemenliğini nasıl koruyacağı hususu olduğunu söyledi. "Konvansiyonel medyanın önemini göz ardı etmeden, yenilikleri ve yeniliklerin dönüştürücü etkilerini de hesaba katarak hareket etmek durumundayız." diyen İletişim Başkanı Duran, şunları kaydetti:
"Daha önce gazeteci demek, konuyu belirleyen, araştıran ve haberini yazarak altına imza atan kimse demekti. Bugün bu tanım daha da ilerletilmek zorunda yani artık gazeteci, veriyi okuyabilen, algoritmayı tanıyabilen, yapay zekâ destekli içerikleri fark edebilen ve dijital güvenlik bilincine sahip kişi demektir. Gazetecilerin bu yeterlilikleri edinebilmesi için elbette bizlere çok görev düşmektedir. İletişim habitatında yer alan kurumlar olarak, İletişim Başkanlığı başta olmak üzere, TRT, Anadolu Ajansı ve Basın İlan Kurumu, bu konuda gazetecilerimizin yanında, onlara her türlü yetkinliğin kazandırılmasında destek vermeye hazırdır ve bunu bir görev addetmektedir. Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde bugüne kadar iletişim camiasından gazetecileri nasıl desteklediysek bu yeni meydan okumalar karşısında da onların yanında olacağız."
Kamu yararına milleti bilgilendirme temel hizmeti çerçevesinde bu gayreti sürdüreceklerini vurgulayan İletişim Başkanı Duran, "Basın İlan Kurumunun da yerel ve ulusal ölçekte medya organlarına verdiği destek, tam da bu amaca hizmet etmektedir. Basın İlan Kurumumuz, gazete işletmelerine kredi, basın derneklerine nakdi yardım ve basında görevli çalışanlara faizsiz borç imkânı sunarak aslında bu işin maddi altyapısını da sunmaktadır. Böylece bizim tüm Türkiye'de yerel ve ulusal ölçekteki medya kuruluşlarımız, bu zeminde önemli bir kamusal görevi yerine getirmektedir." ifadelerini kullandı.
İletişim Başkanı Duran, basın kuruluşlarının gerçek bilgiyi kamuoyuna ulaştırma misyonundan bir an bile sapmamasının büyük önem taşıdığının altını çizerek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bizim gazetecilerimiz, kendi medeniyet anlayışımızdan, köklü tarihimizden ve değer dünyamızdan beslenerek bu dijital dünyada aktif aktörler olmalıdır. Pasif kabul edenler değil o dijital ortamı şekillendiren aktörler olmalıdır. Bu bağlamda yerli ve millî dil, söylem ve anlatı inşa etmek çabası içinde olmanın çok kritik ve vazgeçilemez bir noktada olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde nesillerimizi kendi millî değerlerimizle, onların hafızalarını, dünyalarını geleceğe aktarmak mümkün olmayabilir. Böylesi bir risk karşısında yüksek bir bilincin gerekli olduğunu ve artık gazeteciler için bunun bir kamu görevi parçası olduğunu düşünüyorum."
Programa BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, Anadolu Ajansı (AA) Teknoloji Koordinatörü Emre Çebişli, çeşitli medya kuruluşlarından isimler, gazeteciler ve akademisyenler katıldı. 
Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zekâ ve Dijital Yetkinlikler paneli gerçekleştirildi
“Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zekâ ve Dijital Yetkinlikler” paneli, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran ve Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay’ın yaptığı konuşmaların ardından gerçekleştirilen iki oturumla sona erdi.
Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı ve Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Edibe Sözen Çetintaş’ın moderatörlük yaptığı “Dijital Dönüşümün Basın Kurumlarına Etkisi, Gazetecinin Değişen Rolü ve Sürdürülebilir Basın Ekonomisi” başlıklı ilk oturumda, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Keskin, Anadolu Ajansı Teknoloji Koordinatörü Emre Çebişli ve GZT Genel Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer, dijital dönüşümle birlikte sektörün karşılaştığı yapısal ve ekonomik zorlukları ele aldı. Oturumda, basının ekonomik sürdürülebilirliği bağlamında yeni gelir modelleri, kamu destekleri ve sektörel teşvik mekanizmaları konuşuldu.
İlk oturumun açılışını yapan Prof. Dr. Edibe Sözen Çetintaş, medya ve gazetecilik alanında ciddi dönüşümlere şahit olduklarını belirterek, “Dünyada konvansiyonel medya önemini koruyor olsa da son 20 yılda neredeyse 3000’e yakın gazetenin kapandığını ama yeni alanların ortaya çıktığını biliyoruz. Bunun yanında, haber kaynaklarının geçmişe oranla çok büyük bir artış gösterdiğini ve yeni okuma biçimlerinin ortaya çıktığını da görüyoruz. Sürece sosyolojik olarak baktığımızda; her büyük dönüşüm yeni bir örgütlenme alanını da beraberinde getiriyor. Yani toplum yeniden örgütleniyor, iş gücü yeniden örgütleniyor. Bu örgütlenmenin daha çok sosyal ağlarda ortaya çıktığına şahit oluyoruz” şeklinde konuştu.
Haber takibi yapan ülkeler arasında Türkiye’nin ilk sıralarda yer aldığına dair araştırmalara değinen Sözen, yerel gazetelerin dijital dönüşüm sürecinde epey sancılı dönem geçirdiğini ancak Basın İlan Kurumu’nun yaptığı düzenlemeler ve dijital mecralarda ilan alabilmenin önünü açmasıyla basına can suyu olduğunu kaydetti.
Sözen, “Gazetecilerimizi dünyanın geri kalanında olduğu gibi değil, hakikaten onların yanında olarak, onlara destek olarak koruma altına aldık” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Fatih Keskin: “Dijital dönüşüm, basın kurumlarının DNA’sının yeniden kodlanması gerektiğine dair veriler sunuyor”
Panelistlerden Prof. Dr. Fatih Keskin, basın ve medya ekosistemi anlamında tarihin belki de en radikal ve geri dönülemez ontolojik değişimlerinden birine tanık olunduğunu kaydederek, “Dijital dönüşüm kavramı yalnızca analog süreçlerin dijitalize edilmesi anlamına gelmiyor. Dijital dönüşüm bunun çok daha ötesinde basın kurumlarının DNA’sının yeniden kodlanması gerektiğine dair bize bir takım veriler sunuyor” diye konuştu.
Modern basın kurumlarının artık birer ekonomik işletme hatta daha da ötesinde bir teknoloji şirketi gibi ele alınması gerektiğini ifade eden Keskin, “Basın kurumları çevik, hızlı, anında uyum sağlayabilen, tepki verebilen, reaktif değil proaktif bir şirket konumuna bürünmek zorunda” açıklamasında bulundu.
Keskin, şöyle konuştu:
 “Dijital dönüşüm beraberinde basın kuruluşlarının ve haber ajanslarının yalnızca içerik üreten yapılar olmaktan çıkmasına, daha fazla okur ve izleyici odaklı bir yönetişimsel yeni yönelime doğru girmesine zorunlu kılıyor. Ve bu da ister istemez müşteri odaklılığı ve beraberinde de sadakat ekonomisi canlandıracak bir takım yöntemlerin geliştirilmesini zorunlu kılıyor”
Anadolu Ajansı Teknoloji Koordinatörü Emre Çebişli, paneldeki konuşmasında, dijital dönüşüme değinerek, “Dijital dönüşümün gerekli olduğunu neden düşünüyoruz? Basit olarak şöyle bir yerden yola çıkabiliriz. Ben 40 yaşındayım şu an ve televizyonun, telefonun olmadığı bir evde doğdum büyüdüm. Ama bir yandan da şu anda hali hazırda da teknolojinin tüm nimetlerini bütüncül çerçevelerde kullanan bir kişiyim” diye konuştu.
Dijital dönüşüm ve habercilik kavramlarını birlikte değerlendiren Cebişli, şunları söyledi:
 “Bu dijital dönüşümden aslında bizim bütüncül olarak faydalanmak istediğimiz hususlar nelerdir? Yani gazetecilikte aslında faydalanmak istediğimiz hususlar nelerdir? Buraya değinmek gerekiyor. İnsan faktöründen kaynaklanan hatalar, hepimizin malumu bu hataları otomatize sistemlerle minimize etmenin çeşitli yolları var. Hız ve doğru habercilik aslında çok önemli iki tane unsur. Fakat bunlar birbiriyle bir yandan da boğuşan unsurlar. Yani bir yandan hızlı üretim peşinden koşuyoruz. Bir yandan da doğru haberin peşinde koşuyoruz. Bir paradoks var” ifadelerini kullandı.
Cebişli, habercilikte dijital dönüşüm fikrine değinerek, şöyle devam etti:
Habercilikte de aslında en önemli unsur, bence dijital dönüşüm fikrine bizi iten şey, müşterinin değişmesiyle doğal olarak da ürünün değişiyor olması. Yani yenilikçi medya, yeni medyada kast edilen şey, özellikle Z kuşağı ya da daha sonradan gelen kuşakların tüketim alışkanlıklarına uygun içerikler üretmeye doğru bir meylimiz olmak zorunda. Bu bizi geleneksel habercilikten biraz daha dijital haberciliğe, biraz otomasyon sistemlerine yöneltiyor. Tabii burada yapay zekâ hep ön plana çıkıyor. Yani yapay zekâ ile biz haber üretebilir miyiz gibi bir kaygı var”
Dijital medyanın da artık gelenekselleştiğini kaydeden GZT Genel Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer, şu ifadeleri kullandı:
“Bugünkü araştırmalar dijital medyanın güven endeksinde biraz daha gerilere geldiğini söylüyor. Bunun en büyük nedeni herkesin erişebilir olması, herkesin içerik üretebiliyor olması, dijital medyada içerik üretirken akreditasyon şartının olmaması, internet bağlantısı ve telefonu olan bir kişinin bir anda milyonlarca kişiye ulaşabilmesi. Algoritmaların hayatımıza ve haber merkezine girdiği hatta tahakküm altına aldığı bir süreçteyiz.”
Yapay zekanın habercilikte kullanımı hakkında konuşan Gezer, gazetecinin rolünün değiştiğini, kendilerinin de yapay zekayı çok sık kullandıklarını belirterek, “En büyük kaygımız haber merkezi sandalyeleri azalacak mı? Yapay zekâ burada nasıl konumlanacak?” diye konuştu.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erman Akıllı’nın moderatörlüğünü üstlendiği “Yapay Zekâ Destekli Habercilik, Yeni Dijital Yetkinlikler ve Doğrulama Süreçleri” başlıklı ikinci oturumda ise, İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçil Özay, TRT Uluslararası Haber Yayınları Dijital Kanal Koordinatörü Saim Kurubaş ve Turkuvaz Medya Grubu Dijital Strateji ve Sosyal Medya Grup Müdürü Hamza Özdemir, yapay zekânın haber üretim süreçlerine olan etkisi etik, güven ve doğrulama boyutlarıyla değerlendirdi. Oturumda, özgün içerik ve telif ilkeleri, dezenformasyon riskleri, insan gazeteciliği ile yapay zekâ arasındaki rol paylaşımı, çoklu platformlarda içerik üretimi ve dijital çağda gazetecilik mesleğinin dönüşümü tartışıldı.
İkinci oturumun açılışını yapan Prof. Dr. Erman Akıllı, artık yapay zekânın teknik bir meseleden, fütüristtik bir teknoloji olmaktan çıktığını; bugün cep telefonlarına kadar indiğini ve gündelik işlerde yemek tariflerinden hava durumuna kadar farklı amaçlarla kullanıldığını ifade etti.
Akıllı, sözlerine şöyle devam etti:
“Uluslararası sistemde devletler kendi anlatılarını algoritmalar üzerinden inşa ediyorlar. Bunu da bir takım sosyal medya platformları üzerinden bir takım yorumları, dezenformatif içerikleri, yalan haberleri, etki değerine sahip haberleri öne çıkarmak istediklerinde bu sosyal medya platformları bu dezenformatif içerikleri ve haberleri daha görünür hale getirip ulusala hatta küresele çıkarırken, gerçeğin hakikatin olduğu haberleri ise görünmez hale getirip toplumların yanlış yönlendirilmesine sebebiyet veriyorlar. İşte bu bağlamda hakikat karşıtı bir uluslararası sistem içerisinde, hakikatin korunması haberciliğin nüvesini oluşturur hale geldi. Dijitalleşen dünyada, enformasyon ve bilgi bombardımanının olduğu bir sistemde hakikatin korunması oldukça büyük bir önem arz ediyor. Zira kullanıcılar da bundan, bilgi bombardımanından mağdur hale gelmiş durumdalar. Sosyal medya içerikleri arasından doğru haberin yakalanılması çok ciddi bir meydan okuma haline gelmiş durumda. Gazetecilik sadece bir içerik üretiminden ziyade algoritmalarla şekillenen bir dijital ekosistem içerisinde hakikatin korunması ve kamuoyuna karşı sorumluluğun taşınması meselesi haline gelmesini tartışıyoruz.”
 “Bugün yepyeni bir teknoloji hem toplumu hem de gazeteciliği dönüştürüyor” diyen Doç. Dr. Seçil Özay, “Bu dönüşüme direnmek ya da reddetmek değil bununla ne yapacağımız konusunda gazeteciliği özünden kopmadan düşünmek kıymetli. Zira gazeteciliği dışarıda bırakarak haberi satılacak bir meta olarak konumlandırıp tartışmaya açmak; aslında toplumun dönüşümünde zarar verici bir takım yönelimlerin oluşmasında alan açılması durumuyla bizi karşı karşıya bırakır. O yüzden gazetecilik bir meslektir bir sorumluluk alanıdır. Gazeteciliğin içerik üreticiliğinden ayrılarak düşünülmesi ve tartışılması gerekir. Haberin birinci önceliğinin topluma güven vermek olduğu bilincinin fark edilmesi gerektiğini düşünüyorum ve vurgulamak istiyorum” açıklamasını yaptı.
Sosyal medya ve yapay zekâ uygulamaları güven konusunda gazetecilikte bir kırılma meydana getirdiğine dikkat çeken Özay, “Zira yapay zekâ ile üretilen içerikler mevcut içeriklerin tekrarı niteliğinde. Dolayısıyla yenilik özgünlük gibi unsurların ve değerlerin aslında haberde yer alamamasına yol açıyorlar. Gazeteciliğin sürdürülebilir bir biçimde devam etmesi için özgün içerik üretimi konusuna hassasiyetle eğilinmesi ve özgün içerik üretiminin desteklenmesi kıymet ifade edecektir” dedi.
TRT Uluslararası Haber Yayınları Dijital Kanal Koordinatörü Saim Kurubaş, TRT’deki yapay zeka uygulamalarını anlatarak, “TRT’de 41 dilde yayın yapıyoruz. Burada tabi ki gerekli noktalarda yapay zekâyı kullanıyoruz. Veriyi doğrudan yapay zekâdan alıp kullanmanız durumunda kamuya doğru bilgiyi aktarma şansınız azalıyor. Dolayısı ile kendi verinizi verip belli oranda eritmeniz lazım. Yapay zekâya şöyle bakıyoruz, gazetecilerin yerini alacak teknolojik gelişme değil, aslında onlara süper güç verecek bir araç olarak görüyoruz. Yapay zekâyı fikir alma anlamında kullanılmalı” ifadelerini kullandı.
Kurubaş, şu hususlara değindi:
“TRT’nin milyonlarca içeriği, dev bir arşivi var. Yapay zekâ işte burada aramalarımızı kolaylaştırıyor. Aslında biz yapay zekâya tekrarlayan görevleri tevdi ediyoruz. Yapay zekâ tekrarlayan görevleri hallederken bizim arkadaşlarımız hikâye ve anlatıma odaklanıyorlar. Biz yapay zekâyı gazeteciliğin yerini alacak bir gelişme olarak görmüyoruz. Trendleri takip etmemiz noktasında faydası oluyor ya da yeniden üretemeyeceğimiz içeriklerde destek oluyor. Bu yayında mutlaka bu içeriğin yapay zekâ ile üretildiğini açıklıyoruz. Son kararı verecek olanın insan olduğunu ve yapay zekânın bir araç olduğunu unutmadan kullanıyoruz.”
İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, dezenformasyonun bu çağın bir meydan okuması olduğunu vurgulayarak, “Dezenformasyon ile mücadelede bu çağda edinilen meydan okumaya karşı sahip olunan bir yetkinlik. Bilgi hızlanıyor, bununla birlikte hızlanan bilginin doğrulanmasının zorlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Dezenformasyon sadece toplumsal ve kurumsal itibarı hedef almıyor. Bize net bir şekilde şunu da gösteriyor: Savaşlar artık cephede değil zihinlerde ve iletişim mecralarında yaşanıyor” şeklinde konuştu.
Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün bir yanlış verinin bir doğru veriye oranla kitlelere ulaşma hızı tam altı kat fazla. Yani deyim yerindeyse doğru bir tur atana kadar yanlış 6 tur atmış oluyor. Bir iddiayı belki de yapay zekâ yardımı ile hazırladığınız bir görselle saniyeler içerisinde milyonlarca izleyiciye ulaştırabiliyorsunuz. Dünya Ekonomik Forumu her yıl küresel riskler algı araştırması yapıyor. 2025 yılı algı araştırmasında küresel çapta risk olarak dezenformasyon saptanmış. Dezenformasyonun en çok sevdiği gündemler afet kriz ve savaş dönemleri. Hatırlayacaksınız 6 Şubat Depreminde bir baraj patladığına dair dezenformasyon yayılmıştı. İlk etapta çok ciddi bir karşılık buldu. Bunun aslı sonradan anlaşıldı ki barajın patladığı falan yok. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki dezenformasyonla mücadelede kurumsal manada cevap veren ilk ülkelerden biriyiz. Dezenformasyona vereceğimiz cevap sadece bir iletişim sorunu değil, aslında bir milli güvenlik sorunu. Ortaya kurumsal ihtiyaç çıktı, Türkiye buna geçici reflekslerle değil, topyekûn ve kalıcı mücadele ile cevap vermek adına İletişim Başkanlığı bünyesine böyle bir yapılanmaya gitti.”
Turkuvaz Medya Grubu Dijital Strateji ve Sosyal Medya Grup Müdürü Hamza Özdemir, yapay zekânın haber merkezlerinde aktif olarak kullanıldığını ancak ne olursa olsun gazeteciliğin asıl temelde olduğunun unutulmaması gerektiğini dile getirdi.
Özdemir, şöyle konuştu:
“Biz burada insan odaklı çalışıyoruz ve karşı tarafa duygunun geçmesi lazım. Duygu ile hareket ediyoruz. Yapay zekâ bir haberi tam anlamıyla yazamayacaktır, yorumu çıkaramayacaktır. Kaynağının güvenirliğini bize sunamayacaktır. Yapay zekânın bize sunduğu kaynaklar kısıtlı bir şekilde karşımıza çıkacaktır. Asıl sorun, özgün içerik çıkmıyor. Çünkü yapay zekâ benzerini üretiyor, türevlerini çıkarıyor, var olanı hızlandırıyor evet, ama özgünlüğü hiçbir şekilde katamıyor, özgün olanı ise gazeteciler üretiyor. Yapay zekâ içerik üretse bile o içeriğin sorumluluğu hala biz gazetecilerde ve editörlerde. Yapay zekâ gazetecinin yerini almayacak, ama yapay zekâyı doğru kullanan gazeteci kullanmayanın önüne geçecek.”
Panel, çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.