Yozgat, Anadolu’nun ortasında saklı bir hazineye sahip: jeotermal enerji. Bugün çoğumuz bu enerjiyi yalnızca kaplıca turizmiyle özdeşleştiriyoruz. Oysa dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde jeotermal kaynaklar tarımsal üretimin kalbinde yer alıyor. Özellikle kış aylarında, sera ısıtmasında kullanılarak yıl boyunca kesintisiz üretim sağlıyor.
Türkiye’nin seracılıkta en büyük sorunlarından biri, ısıtma maliyetleri. Kömür, doğal gaz ya da mazotla ısıtılan seraların giderleri üreticinin belini büküyor. İşte Yozgat’ın şansı tam da burada: Toprağın altından çıkan sıcak su, hem düşük maliyetli hem de sürdürülebilir bir enerji kaynağı.
Bugün Afyon, Aydın ve Kütahya gibi illerde jeotermal seralar sayesinde domates, biber, salatalık gibi ürünler dört mevsim yetiştirilebiliyor. Yozgat neden bu yarışta olmasın? Sorgun, Sarıkaya, Yerköy ve Boğazlıyan çevresindeki sıcak su kaynakları, modern sera yatırımları için biçilmiş kaftan. Bazı ilçelerde bu tarz jeotermal seralar başlamış durumda ve ihracat yapar pozisyondadır.
Jeotermal enerji ile ısıtılacak seralarda; yalnızca sebze değil, tıbbi ve aromatik bitkiler, çiçekçilik ve hatta tropikal ürünler üretmek mümkün. Üstelik bu ürünler, Avrupa pazarında katma değerli olarak satılabilir.
Elbette bunun için önce yatırımcıların cesaretlendirilmesi, devlet teşviklerinin artırılması ve çiftçinin modern seracılık konusunda eğitilmesi gerekiyor. Yozgat’ın gençleri, tarımın geleceğini yeniden yazabilir. Jeotermal enerji sayesinde tarım artık sadece baharla sınırlı değil; yılın 365 günü sürdürülebilir hale gelebilir.