Kazım Arslan meselesi

İnan SOYER

19-05-2026 18:00

Ak Parti Milletvekilleri, 14 Mayıs Perşembe günü Yozgat’a geldi ve yarımşar saat aralıklarla 4 programa birden katıldı. Okul ek binası, yaşam ve aile destek merkezlerinin açılışını gerçekleştiren milletvekilleri, amatör spor kulüplerine malzeme dağıtımında da bulundu.

Milletvekilleri, söz konusu çoklu organizasyondan sonra Belediye Başkanı Kazım Arslan’ı makamında ziyaret etti. Ziyaret, takdir edilmesi ve üzerine konuşulması gereken dörtlü organizasyonu ister istemez geri plana iteledi.

Neredeyse 2 yıl aradan sonra gerçekleşen ziyaret elbette ki kamuoyunun ilgisini çekecek, yerel basının odağını üzerine toplayacaktı.

Nitekim topladı da. “Kazım Arslan Ak Parti’ye mi geçiyor” başlığı altında, “mi” soru eki dikkatten kaçırılarak, direkt “Kazım Arslan Ak Parti’ye geçiyor” algısının oluşumuna yol açıldı.

Garipsenecek ya da yadırganacak bir şey göremiyorum.

Görevde tam 25 ay 14 günü (o gün için) deviren merkez belediye başkanının, iktidar partisi milletvekillerince sadece ve sadece ikinci kez ziyaret edilmesi, elbette ki spekülasyonlara yol açacak, kulis bilgilerin ifşasını zorunlu kılacaktı.

***

Bu esnada karşı tavır ve yorumlar da yapıldı. Birlik/beraberlik ve dayanışma ruhunun canlanması, Yozgatlılık bilinci üzerinde birleşilmesi etraflı haber ve yorumlar hemen alıcısını buldu. Arslan’ın Ak Parti’ye geçeceğine ilişkin değerlendirmeciler “fitne” çıkartmakla suçlandı.

Böyle mi acaba?

Hiç sanmıyorum.

Sormazlar mı adama, “bugün birdenbire depreşen Yozgatlılık bilinci, 2 yıldır nerede geziniyordu. Ortalıkta niçin gözükmüyordu?

Peki, basına yapılan açıklamalarla göze sokulan ağır suçlamalar neyin nesiydi?

Cumhur ortağı iki partinin adayı önünde imkânsızı gerçek kılan bir siyasi figür, daha dün yakınlığında, “oyun bozan” sıfatıyla yaftalanmamış mıydı?

Bu türden değerlendirmeler dikkate alınacak cinsten değil ne yazık ki.

***

Soru şu: Ak Parti, Kazım Arslan’a davette bulunur mu?

Bence bulunabilir. Dikkat buyurun, “bulunur” demiyorum.

Seçimden bu yana biri büyükşehir, biri il, on ikisi ilçe, ikisi belde olmak üzere toplam 16 belediye başkanı Ak Partiye geçti.

Ak Parti, bunlara (kimi şaibeli) yer açtı da Kazım Arslan’a mı açmayacak?

Şahsına özel katılım programı bile düzenlenir.

Kazım Arslan samimiyetle kararlılık sergilesin, Yozgat İl Teşkilatı hariç, kendisine “hayır” diyecek tek bir yetkin siyasetçiye rastlayamazsınız.

Diyeceksiniz ki, “o Hâlde durup dururken nereden çıktı bu ziyaret?”

Anlatayım.

Siyaset, gerektiğinde ittifak kurma, denge üretme ve kriz yönetme sanatıdır. Başarılı siyasetçiler köprüleri tamamıyla yıkmaz. Geriye düştüğünde; yani, elindeki kartlar zayıfladığında husumet azaltmaya, iletişim kanallarını açık bırakmaya çalışır.

Burada karşılıklı çıkar ilişkisi var. Taraflar, imaj ve güven inşasına ihtiyaç duymakta.

Biraz açayım isterseniz…

Kazım Arslan’ın, oldukça başarılı bir dönem ardından ikinci kez seçilmesi, birinci dönem performansının yansıması olarak değerlendirilmelidir. İkinci dönem için etrafında kenetlenen vatandaşın en esaslı motivasyonu buydu. Bu motivasyon netice elde etmeye yeter geldi. SGK ve maliyeye ait borçlar sebebiyle köşeye sıkışan Arslan, daralan/küçülen bütçe ile hizmet üretemeyince, birinci dönem avuntusu ilk bir yılda tükendi. Bu sıkışmışlık, topal aksak yürüyen İktidar ilişkisini iyice çıkmaza soktu.

Örtülü göndermeler çok geçmeden kamuoyu önüne taşınan suçlamalara dönüştü.

Kazım Arslan, öncelikle “Şehri Huzur” projesinin akamete uğraması dolayısıyla gerildi. Yol yapımı ve inşaat projelerinde kullanılan temel malzemelerinden olan bitüme ulaşmakla yaşanan sorunlar, borç yapılandırmaları ve bankalardan kredi çekim işlemlerinde baş gösteren dirençler ilişkileri kopma noktasına getirdi.

Kazım Arslan yaşadıklarını kamuoyuna iyi anlattı. Vatandaş hizmet yapmasının engellendiğine inanç getirdi çoğunlukla.

Öte yandan, Kazım Arslan en büyük sıkıntıyı kuraklıkla yüzleşince yaşadı. Önceki Başkan Celal Köse’nin “asrın projesi” şeklinde lanse ettiği altyapı yenileme girişimini, “asrın felaketi” olarak nitelendiren Arslan’ın bu tanımı âdeta elinde patladı. Günler boyu akmayan su gerekçesiyle yoğun bombardımana tutuldu.

Durum şöyle özetlenebilir: Vatandaş, şu ya da bu şekilde seçim vaatlerinin hayata geçmesini bekliyor. Yeterince hizmet alamamaktan dolayı Kazım Arslan’ı, hizmete engel olduklarına inanç getirdikleri için milletvekillerini hedef tahtasına koyuyor.

Artık mazeretin son kullanma tarihi geçti ama.

Bu sıkışmışlığı gören taraflar, spontane de gelişse, perşembe günkü ziyareti kâra çevirmek niyetiyle hareket etti.

Kazım Arslan, “Şehri Huzur” projesi için mera vasfının kaldırılması, SGK, maliye vesaire borçların yapılandırılması, kredi başvurularının neticelendirilmesi ve bitüme ulaşmakta yaşanan sorunların giderilmesi istikamette fırsat yakalarken, iktidar partisi milletvekilleri de halkın zihninde uyanan istifhamların giderilmesine, “hizmeti iktidar engelliyor” algısının kırılmasına ortam hazırlamış oldu. “Küskünlük/dargınlık yok, bakın Yozgat için birlikte hareket ediyoruz” mesajı verilmek amaçlandı.

Bir “win-win” durumu yani.

Anlaşılmıştır umarım.

***

Bir soru daha: Kimin kazanç hanesi ağır basar?

Tabii ki Kazım Arslan’ın.

Başkan Ak Parti’ye mi geçecek” söyleminin konuşuluyor olması en çok O’nun işine yarar.

Son kullanma tarihi geçen mazeretin üzerine yeni bir tarih etiketlenmiş olur.

Hadi bir soru daha: Kazım Arslan’ın Ak Parti’ye geçmesi kamuoyunca nasıl karşılanır?

İsterseniz bu sorunun cevabını bir başka yazının konusu yapalım.

Şimdilik bu kadar.

***

Diyeceksiniz ki, “10 yıldır inzivaya çekilmiştin hani, geçmiş 2,5 yılı nasıl analiz edebiliyorsun?

Tanıdıklarla (çoğu siyaset eliti) istişare ettim dün gün boyu.

 

DİĞER YAZILARI Yozgat’a Devlet Tiyatrosu Sahnesi yakışır 01-01-1970 03:00 At Sineği 01-01-1970 03:00