Yozgat’ın Aydıncık ilçesi Kazankaya köyünde yaşayan süt üreticisi Ahmet Suphi Utku, Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlenen çiğ süt fiyatının uygulanmadığını belirterek tepki gösterdi. Konsey tarafından açıklanan fiyat 18,35 lira olmasına rağmen, süt birliklerinin çiğ sütü 13,5 liradan aldığını ifade eden Utku, üreticilerin zor durumda olduğunu dile getirdi.
Ahmet Suphi Utku, üreticilerin günümüzdeki durumunu şöyle özetledi:
"Önceden üç beş tane hayvana bakan insan tarlasını rahatlıkla ekip biçip, senede bir tane, iki tane danasını, kurbanlığını satıp bu işi, bu çarkı çevirebiliyordu. Ama şu anda 15-20 tane hayvana bakıyorum. Ne hayvanın masrafını ne de tarlanın masrafını karşılayabiliyorum."
Utku, artan girdi maliyetleri ve birliklerin düşük alım fiyatlarının üreticileri zor durumda bıraktığını belirterek, çözüm beklediklerini ifade etti. Yozgat genelinde süt üreticileri, Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlenen 18,35 TL’lik çiğ süt fiyatının uygulanmadığını, birliklerin düşük fiyat uygulamasının üreticilerin gelirlerini ciddi şekilde azalttığını dile getirdi. Üreticiler, sürdürülebilir süt üretimi ve ekonomik denge için yetkililerden çözüm talep ediyor. Süt üretiminde yaşanan fiyat farkları, sadece üreticilerin ekonomik durumunu değil, aynı zamanda yerel tarım ve hayvancılık ekonomisini de etkiliyor. Uzmanlar, çiğ süt fiyatlarının adil uygulanmaması durumunda üretimden çekilen hayvan sayısının artabileceğine ve küçük üreticilerin işlerini sürdüremeyeceğine dikkat çekiyor. Yozgat’taki süt üreticileri, hem birliklerin alım fiyatlarını hem de Ulusal Süt Konseyi’nin belirlediği fiyatların sahada uygulanmasını talep ediyor. Üreticiler, fiyat politikalarının adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmesinin hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.
Yozgat Aydıncık ilçesi Kazankaya köyünden çiftçiliğin yanında süt üretimi için besicilik de yapan Ahmet Suphi Utku, "Hem çiftçilik yapıyorum hem hayvancılık yapıyorum. Çünkü sadece biriyle işin içinden çıkamıyoruz. İkisiyle de çıkamıyoruz o ayrı mesele de en azından birinden birine destek yapıp bu işi yürütmeye çalışıyoruz. Önceden bu şekilde oluyordu, üç beş tane hayvana bakan insan tarlasını rahatlıkla ekip, biçip senede bir tane, iki tane danasını, kurbanlığını satıp bu işi, bu çarkı çevirebiliyordu. Ama şu anda 15-20 tane hayvana bakıyorum. Ne hayvanın masrafını karşılayabiliyorum ne de tarlanın masrafını karşılayabiliyorum. Süt inekçiliği yapıyorum, besi yapmıyorum. Her sabah Aydıncık ilçesinin karakolunun alt tarafında süt toplama merkezi var, benim gibi üretici bir arkadaş toplama yapıyor. Çorum, Damızlık Birliği'nden araba gelip sütü toplu şekilde alıp gidiyor. Ama ben sütü oraya, kayıtları da var, onları da gösterebilirim isteyenlere. Hesabıma yatan para da belli. Ben sütün litresini 13,5 liradan oraya teslim ediyorum. Oradaki arkadaşa sorduğum zaman, ‘bak kardeşim devlet bu parayı açıkladı. Sen benden niye 13,5 liradan alıyorsun’ dediğim zaman, o da üretici bir arkadaş, bana verdiği cevap şu, ‘Kardeşim ben bunu damızlık birliğinden gelen arkadaşlara söylüyorum. Bana dedikleri şey şu; veriyorsanız bu para, işinize geliyorsa bu para. Açıkça böyle söylüyor, diyor. 'İşinize geliyorsa bu para. Yoksa getirmeyin. Getirmenize gerek yok' diyor. Tamam ben oraya götürmeyeyim. Fiyatı beğenmiyorum, oraya götürmeyeyim; ben bu kadar hayvanın sütünü ne yapacağım? Ben her gün kime yoğurt yapayım? Kime peynir yapayım? Kime çökelek yapayım? Kime tereyağı yapayım? Benim günlük üretimim 90-100 litre. Ben bunun çok çok üzerine çıkabilirim. Şöyle çıkabilirim, hayvanlarımın süt verim kapasitesi yüksek. Hayvanlarım kötü hayvanlar değil. Fakat ben beslemede sorun yaşıyorum. Niye sorun yaşıyorum? Bugün bir torba süt yeminin, 50 kilo süt yeminin torbası 650-700 lira, en ucuzu. Ben hiç vermesem bu hayvanlara bir öğünde bir torba yem vermek zorundayım ki; o istediğim süt randımanına ulaşayım. Fakat ben hesaba oturduğum zaman günde iki torba yem yedirdiğim zaman bunun otu, balyası, işçiliği veteriner giderleri hesapladığım zaman 13,5 lira sütle bu işin içinden çıkmam mümkün değil. Artık emeğimizi biz geçtik. Şu bir gerçek arkadaşlar herkes kabul etsin, çiftçiler, üreticiler, hayvancılar hiçbir zaman maliyet, kar, zarar, hesabı yaparken emeğini asla ortaya koymaz. Biz niye emeğimizi ortaya koymayalım? Madem 18,5 liradan süt almayacaksınız niye fiyat açıklıyorsunuz? Alacaksanız da denetim yapın. Şimdi ortada şap hastalığı geziyor. Şu an bizim köyümüzde yok, umarım gelmezler ama yarın bir gün geldiği zaman bu hastalık buraya benim burada en az 5-6 tane hayvanım belki de telef olacak, gidecek. İki aydır ortada şap hastalığı var diyorlar. Pazarları kapattılar. Alım satım durdu. Belki ödemelerimiz var, hayvan satacağız. Kimse yaklaşmıyor, gelmiyor. Satmak istesem bile örnek veriyorum, adam benim 150 bin liralık ineğime 100 bin lira fiyat çekiyor. Beni mecburi kılıyor bu duruma. İki aydır ortada şap hastalığı diye geziyorlar. Ne ben ilçe tarımdan ne il tarımdan, ne diğer yukarılardan hiçbir tane sahada görevli, yetkili, uzman, ne bir veteriner arkadaş gördüm ne bir müdür gördüm ne yetkili gördüm. Gelsinler, denetlesinler. Benim hatam varsa, köyde hata varsa, çevre köylerde bir hastalık varsa bunun tedavisine, çaresine, çözümüne baksınlar. Alım satımı durdur. Süt fiyat aşağıya çek. Oturdukları yerden vuruyorlar bizim sırtımıza. Veteriner giderleri üç katına çıktı." Haber Merkezi
Minik Kalemlerden Büyük Başarı
12:03 - KÜLTÜR - SANAT