Yozgat’ın Aydıncık ilçesinde çiftçilerle bir araya gelen Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nihat Babaözü, üreticilerin ciddi sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu belirterek, hükümeti verilen sözleri yerine getirmemekle eleştirdi. Babaözü, “İktidar milletvekilleri 110 gün önce sahaya çıktılar, ‘Size destek verilecek’ dediler. Ama o günden sonra bir daha ortalıkta gözükmediler” dedi.
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nihat Babaözü, Aydıncık ilçesine bağlı Kazankaya Köyü’nü ziyaret ederek çiftçilerle kahvehanede buluştu. Sohbette üreticilerin sorunlarını dinleyen Babaözü’ne, Zafer Partisi Yozgat İl Başkanı Deniz Altıntaş ve CHP Aydıncık İlçe Başkanı Sadık Erdoğan da eşlik etti. Çiftçiler, artan girdi maliyetleri, don felaketinin yarattığı kayıplar ve ürünlerini satarken yaşadıkları zorlukları dile getirdi. Babaözü, kahvehane buluşmasının ardından çiftçilerle birlikte soğan ve kuru fasulye hasadının yapıldığı tarlalara giderek incelemelerde bulundu. Burada üreticilerin dertlerini dinleyen Babaözü, tarım sektöründe yaşanan sorunların giderek büyüdüğünü ifade etti.
Çiftçilerin üretim maliyetleri altında ezildiğini vurgulayan Babaözü, şunları söyledi:
“Memleketin her tarafında olduğu gibi burada da insanlar felaket durumda. Çiftçimizin borç günü yaklaşıyor. Bir ay, bilemediniz yirmi gün sonra gübre parasının, mazot parasının, işçilik maliyetinin ödenme vakti gelecek. Bu çiftçi neyle ödeyecek? Hükümetten hiçbir kıpırtı yok. Milletvekilleri don felaketi sonrası sahaya çıkıp, ‘Hükümet size para verecek, rahat olun’ dediler ama o günden sonra çiftçiyi kendi kaderine bıraktılar.”
Tarımın Türkiye’nin bel kemiği olduğunu belirten Babaözü, çiftçiye destek verilmediği sürece gıda güvenliğinin de tehlikeye gireceğini söyledi. Babaözü, “Üretici ayakta kalamazsa, soframızdaki ekmeğimiz de tehlikeye girer. Çiftçiyi yalnız bırakan bir anlayış, ülkenin geleceğini de tehlikeye atıyor” diyerek, iktidarı bir an önce somut adımlar atmaya davet etti.
Babaözü, şunları kaydetti;
"Bütün tarım ürünleri çöktü. Seneye memleketin üretim yapma ihtimali yok. Toplumsal kalkışmalar, toplumsal çatışmalar meydana gelecek. Konuştuk işte insanlarla, insanın gücü kime yetiyor? Evdeki çocuğuna, eşine yetiyor. Yani katliamlar gelebilir. İşçi parasını alamadığında, petrolcü para alamadığında bu insanların başı dönebilir. Hükümet nelerle uğraşıyor? Milletimiz nelerle uğraşıyor? Milletimiz adım adım açlığa götürülürken bütün bunlar memleket sorunlarını, daha büyük sorunlarımızı düşünemesin diye mi yapıldı? Bu işin mantığı ne? İnatla bu kadar yüksek fiyattan mazot, bu kadar yüksek fiyattan gübre verilmesinin sebebi ne? Doları biliyorsunuz aylardır yerinde duruyor, petrol fiyatları yerinde duruyor. Neden gübre fiyatı ikiye katlandı? Mazot fiyatları neden yüzde 25-30 oranında arttı? Bütün bunlara bakmak lazım... İktidar milletvekilleri bundan 110 gün önce sahaya çıkmışlar, çok büyük don felaketleri gelmişti ve demişlerdi ki; 'Hükümet olarak size para vereceğim, rahat olun'. Ondan sonra bir daha gözükmediler sahada. Vatandaşların söylediği, kendimizin de yaşadığı şudur; bu dondan doğan zararlar hala ödenmedi. Desteklemelerde hala çok büyük karamboller var. 2024 yılında 'Bütün üreticilerimize şu kadar destek vereceğiz' dediler ama verecekleri destekleri 2026 yılında verecekler. Yani 2024 yılıyla, 2026 yılı arasındaki enflasyon farklarını düşündüğünüz zaman bu çerez parası olacak. Çiftçi hakikaten çok büyük bir sıkıntıda, buna el atılması gerekiyor. Memleket seneye üretim yapsa bile bu yılki felaketlerden, bu basiretsizlikten, beceriksizlikten dolayı biz uluslararası pazarlarımızı kaybediyoruz. Bakın turizm çöktü, tarım çöktü. Bu memlekete bir ay sonra para lazım, gaz getirmesi lazım, mazot getirmesi lazım, döviz lazım. Döviz neyle gelecek? Nereden alacaksınız? Hükümet sürekli borçlanıyor. Çok yüksek, dünyada olmadığı kadar tefeci faizleri de borçlanıyor. Bugün para varmış gibi getiriyorlar. Ama o paralara hiç kimsenin görmediği faizleri ödüyoruz biz. Sanki üç yıl sonra ne olacağını bilmez gibi üç yıl sonra atıp gideceklermiş gibi davranıyorlar. Yani ülke bir felakete gidiyor. Milletimiz ne zaman ayağa kalkacak, 'Siz ne yapıyorsunuz?' diyecek? Bu memlekette 15 yıldır sahte diploma satılıyor. Bunu bugün mü öğrendiniz? Bu memlekette AK Parti iktidara geldiğinde 2 bin 500 profesör vardı, bugün 40 bin profesör var. Bunu toprağa dik, bu kadar profesör çıkmaz. Bütün her dağda, memlekete bir çürümüştük, bir kokuşmuştuk, bir ahlaksızlık, vurdumduymazlık düzeni var. Vatandaş açlıkla boğuşuyor. Tepedekilerse daha fazla nasıl götürebiliriz derdindeler. Yahut da birilerine ülkemizi, memleketimizi pazarlama derdindeler, görülen şey maalesef bu. Vatandaşımız açlıktan bir dahaki öğünü düşünmekten memleketin nereye gittiğini düşünemiyorlar. Hakikaten felaket günlere gidiyoruz. Artık iş vatandaşa kaldı. Mevcut siyasi kadrolara, siyasi düzene baktığınızda onların da ayağa kalkma ihtimalleri ve imkanları yok. Neden? Çünkü konuşanı içeriye atıyorlar. Ben içeride yatamam diyenler gidip oraya sığınıyorlar. Bir sığıntı gibi görmüşler. Milletimiz artık kendi görsün. Beklesinler. Neyi beklesinler? İktidarın demokratik yollardan gidecek diyoruz ya, onu beklesinler. Ve o gün geldiğinde de acımasınlar, bu kadar işlenen günahlara ortak olmasınlar.” Haber Merkezi
Tebrik ziyaretleri devam ediyor
10:53 - GÜNCEL